RSV bağışıklığı anne karnında kazandırılabilir

Sağlık 14.01.2026 - 09:54, Güncelleme: 14.01.2026 - 09:54
 

RSV bağışıklığı anne karnında kazandırılabilir

Yenidoğan döneminde görülen ağır solunum yolu enfeksiyonları genellikle RSV nedeniyle oluşuyor. Özellikle yaşamın ilk yıllarında RSV nedeniyle ciddi klinik tablolar oluşabildiğini vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Son yıllarda geliştirilen gebelikte RSV aşısı, bebeği henüz anne karnındayken koruma altına almayı hedefleyen yeni ve dikkat çekici bir yaklaşım sunuyor” diye konuştu.

RSV’nin (Respiratuvar Sinsityal Virüs), bebeklerde alt solunum yollarını tutarak bronşiolit ve pnömoniye neden olabildiğini kaydeden Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, “Özellikle ilk 6 ayda enfeksiyon ağır seyredebiliyor; solunum sıkıntısı, apne atakları ve hastaneye yatış gereksinimi sık görülüyor. Prematüre bebekler ile kalp ve akciğer hastalığı olanlar en yüksek risk grubunda yer alıyor” dedi. Gebelikte yapılan RSV aşısının yararlarından bahseden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Bu aşının temel hedefi sadece anne adayını değil, doğacak bebeği de korumak. Aşılanan annede oluşan RSV’ye özgü IgG antikorları, gebelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçiyor. Böylece bebek, doğduğu anda pasif bağışıklık kazanmış oluyor. Bu yöntem, yıllardır tetanoz ve grip aşılarında da başarıyla kullanılan bir bağışıklama stratejisi” diye konuştu. Gebelikte bebeğe kazandırılan pasif bağışıklığın, doğumdan sonra yaklaşık 4–6 ay boyunca devam ettiğini açıklayan Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu sürenin RSV enfeksiyonlarının en sık ve en ağır seyrettiği dönem olması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. En savunmasız grup prematüre bebekler RSV aşısının gebeliğin 32–36’ncı haftaları arasında uygulanmasının önerildiğini kaydeden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan geniş kapsamlı klinik çalışmalarda, bu dönemde uygulanan aşının yenidoğanlarda RSV’ye bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarını, hastaneye ve yoğun bakıma yatış oranlarını anlamlı şekilde azalttığı gözlemlendi. Mevcut bilimsel veriler, anne ve bebek açısından ciddi bir güvenlik sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle prematüre bebekler RSV açısından en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Gebelikte yapılan aşı sayesinde, erken doğsa bile bebek belirli bir düzeyde koruyucu antikorla dünyaya geliyor. Bu durum, ağır enfeksiyon riskini azaltmada önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca daha önce RSV enfeksiyonu geçirmek kalıcı ve güçlü bir bağışıklık sağlamıyor. Bu nedenle, geçmişte RSV geçirmiş anne adaylarında da aşı öneriliyor. Bebeği korumak için en etkili yöntem Anne adaylarının en çok; “Bu aşı bebeğe zarar verir mi?”, “Doğumdan sonra yapılması yeterli olmaz mı?” ve “Daha önce enfeksiyon geçirdim, bana gerek var mı?” gibi yanlış ya da eksik bilgilere dayalı sorular yönelttiğini belirten Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Mevcut veriler, gebelikte yapılan aşının bebeği korumada en etkili yöntem olduğunu gösteriyor. Öte yandan RSV aşısı, grip ve Covid-19 aşılarıyla aynı dönemde, farklı enjeksiyon bölgelerinden uygulanabiliyor. Türkiye’de RSV aşısının rutin gebelik aşı takvimine girişiyle ilgili süreç devam ediyor. Anne adaylarının, bireysel durumları ve risk faktörleri doğrultusunda kadın doğum ve göğüs hastalıkları uzmanlarına danışarak güncel önerileri takip etmeleri önem taşıyor. Sonuç olarak, gebelikte RSV aşısı, yenidoğanları hayatlarının en savunmasız döneminde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından korumayı amaçlayan, bilimsel temeli güçlü ve umut verici bir uygulama olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Yenidoğan döneminde görülen ağır solunum yolu enfeksiyonları genellikle RSV nedeniyle oluşuyor. Özellikle yaşamın ilk yıllarında RSV nedeniyle ciddi klinik tablolar oluşabildiğini vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Son yıllarda geliştirilen gebelikte RSV aşısı, bebeği henüz anne karnındayken koruma altına almayı hedefleyen yeni ve dikkat çekici bir yaklaşım sunuyor” diye konuştu.

RSV’nin (Respiratuvar Sinsityal Virüs), bebeklerde alt solunum yollarını tutarak bronşiolit ve
pnömoniye neden olabildiğini kaydeden Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları
Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, “Özellikle ilk 6 ayda enfeksiyon ağır seyredebiliyor; solunum sıkıntısı,
apne atakları ve hastaneye yatış gereksinimi sık görülüyor. Prematüre bebekler ile kalp ve akciğer
hastalığı olanlar en yüksek risk grubunda yer alıyor” dedi. Gebelikte yapılan RSV aşısının
yararlarından bahseden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Bu aşının temel hedefi sadece anne adayını
değil, doğacak bebeği de korumak. Aşılanan annede oluşan RSV’ye özgü IgG antikorları, gebelik
sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçiyor. Böylece bebek, doğduğu anda pasif bağışıklık kazanmış
oluyor. Bu yöntem, yıllardır tetanoz ve grip aşılarında da başarıyla kullanılan bir bağışıklama
stratejisi” diye konuştu. Gebelikte bebeğe kazandırılan pasif bağışıklığın, doğumdan sonra yaklaşık
4–6 ay boyunca devam ettiğini açıklayan Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu sürenin RSV
enfeksiyonlarının en sık ve en ağır seyrettiği dönem olması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

En savunmasız grup prematüre bebekler
RSV aşısının gebeliğin 32–36’ncı haftaları arasında uygulanmasının önerildiğini kaydeden Uzm. Dr.
Merda Erdemir Işık, sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan geniş kapsamlı klinik çalışmalarda, bu
dönemde uygulanan aşının yenidoğanlarda RSV’ye bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarını, hastaneye
ve yoğun bakıma yatış oranlarını anlamlı şekilde azalttığı gözlemlendi. Mevcut bilimsel veriler, anne
ve bebek açısından ciddi bir güvenlik sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle prematüre bebekler
RSV açısından en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Gebelikte yapılan aşı sayesinde, erken
doğsa bile bebek belirli bir düzeyde koruyucu antikorla dünyaya geliyor. Bu durum, ağır enfeksiyon
riskini azaltmada önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca daha önce RSV enfeksiyonu geçirmek kalıcı ve
güçlü bir bağışıklık sağlamıyor. Bu nedenle, geçmişte RSV geçirmiş anne adaylarında da aşı öneriliyor.

Bebeği korumak için en etkili yöntem
Anne adaylarının en çok; “Bu aşı bebeğe zarar verir mi?”, “Doğumdan sonra yapılması yeterli olmaz
mı?” ve “Daha önce enfeksiyon geçirdim, bana gerek var mı?” gibi yanlış ya da eksik bilgilere dayalı

sorular yönelttiğini belirten Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Mevcut veriler, gebelikte yapılan aşının
bebeği korumada en etkili yöntem olduğunu gösteriyor. Öte yandan RSV aşısı, grip ve Covid-19
aşılarıyla aynı dönemde, farklı enjeksiyon bölgelerinden uygulanabiliyor. Türkiye’de RSV aşısının rutin
gebelik aşı takvimine girişiyle ilgili süreç devam ediyor. Anne adaylarının, bireysel durumları ve risk
faktörleri doğrultusunda kadın doğum ve göğüs hastalıkları uzmanlarına danışarak güncel önerileri
takip etmeleri önem taşıyor. Sonuç olarak, gebelikte RSV aşısı, yenidoğanları hayatlarının en
savunmasız döneminde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından korumayı amaçlayan, bilimsel temeli
güçlü ve umut verici bir uygulama olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.

İzmir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.