|
Gece boyunca devam eden horlama çoğu zaman yalnızca aynı odayı paylaşan kişiyi rahatsız eden bir ses olarak görülüyor. Düzenli ve yüksek sesli horlama, özellikle uykuda nefesin duraklaması, boğulur gibi olma veya gündüz belirgin uyku hali gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhittin Dadaş, horlamanın tek başına bir hastalık olmadığını ve farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirterek, özellikle sürekli hale gelen horlamanın yalnızca yorgunluk olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Horlama Neden Oluşuyor?
Horlama, uyku sırasında üst solunum yolundan geçen havanın çevredeki yumuşak dokularda titreşime neden olmasıyla ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Uyku sırasında kasların gevşemesiyle hava yolunun daralması bu titreşimi artırabiliyor.
Horlamanın ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmuyor. Burun içindeki yapısal problemler, burun tıkanıklığı, bademciklerin veya üst hava yolundaki bazı dokuların yapısı, kilo artışı, uyku pozisyonu ve alkol kullanımı gibi farklı faktörler horlamaya katkıda bulunabiliyor.
Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Horlama her kişide aynı mekanizmayla ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde burun solunumunu etkileyen bir problem ön plandayken bazı kişilerde daralma daha farklı bir bölgede olabilir. Bu nedenle öncelikle hava yolunun hangi düzeyde etkilendiğinin değerlendirilmesi gerekir.” diyor.
Burun Tıkanıklığı Horlamayı Etkileyebilir
Burundan rahat nefes alınamaması, uyku sırasında ağızdan solunumu artırabilen faktörlerden biri. Burun septumundaki eğrilikler (deviasyon), konka olarak adlandırılan burun etlerinin büyümesi, alerjik rinit veya burun polipleri gibi durumlar burun hava yolunu daraltabiliyor.
Gün içinde de burundan nefes almakta zorlanan, geceleri ağzı açık uyuyan veya sürekli burun tıkanıklığı yaşayan kişilerde bu durumun horlamayla birlikte değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Burun tıkanıklığının bulunması, horlamanın mutlaka yalnızca burundan kaynaklandığı anlamına gelmez. Üst solunum yolunun bir bütün olarak değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü horlamanın kaynağı kişiden kişiye değişebilir ve birden fazla faktör aynı anda etkili olabilir.” ifadelerini kullanıyor.
Partneriniz “Gece Nefesin Duruyor” Diyorsa Dikkat
Horlama konusunda önemli noktalardan biri, basit horlama ile tıkayıcı uyku apnesi arasındaki ayrım. Tıkayıcı uyku apnesinde uyku sırasında üst hava yolunun tekrarlayan şekilde daralması veya kapanması nedeniyle solunumda duraklamalar meydana gelebiliyor. Kişi bu durumu çoğu zaman kendisi fark etmeyebilir. Bu nedenle aynı odada uyuyan kişinin gözlemleri önemli bir ipucu oluşturabiliyor.
Yüksek sesli horlamanın ardından bir süre sessizlik olması, ardından kişinin nefes nefese veya boğulur gibi yeniden solumaya başlaması uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
“Bize bazen hasta değil, eşi ilk bilgiyi veriyor” diyen Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Kişi gece boyunca horladığını veya nefesinde duraklama olduğunu fark etmeyebilir. Ancak eşi ‘Bir süre nefes almıyorsun, sonra aniden derin bir nefes alıyorsun’ şeklinde bir gözlem aktarıyorsa bu bilgi hekim değerlendirmesinde önemlidir.” şeklinde konuşuyor.
Sabah Yorgun Uyanmak da Bir İşaret Olabilir
Uyku apnesinde sorun yalnızca gece ortaya çıkan horlama ve solunum değişiklikleriyle sınırlı kalmayabilir. Uykunun sık sık kesintiye uğraması kişinin yeterli süre uyusa bile dinlenmemiş hissetmesine neden olabiliyor.
Sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gün içerisinde belirgin uyku hali, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü gibi yakınmalar uyku kalitesinin bozulduğunu düşündürebiliyor. Özellikle araç kullanırken veya dikkat gerektiren işlerde ortaya çıkan aşırı uyku hali ise güvenlik açısından ayrıca önem taşıyor.
Her Horlama Uyku Apnesi Anlamına Gelmiyor
Horlama ve uyku apnesinin aynı durum olmadığının altını çizen Op. Dr. Muhittin Dadaş, her horlayan kişide uyku apnesi bulunmadığını belirtiyor. Ancak horlamanın çok yüksek sesli ve düzenli olması; uykuda nefes duraklamalarının gözlenmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı veya belirgin gündüz uykululuğunun eşlik etmesi halinde uyku apnesi olasılığının değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Kişinin şikayetleri ve muayene bulgularına göre gerekli görülen durumlarda uyku sırasında solunum, oksijen düzeyi ve diğer fizyolojik parametrelerin değerlendirildiği uyku testlerinden yararlanılabiliyor.
Horlamanın Tedavisi Nedenine Göre Değişiyor
Horlamada herkese uygulanabilecek tek bir tedavi yönteminden söz etmek mümkün değil. Yaklaşım, horlamaya neden olan faktörlere ve uyku apnesinin bulunup bulunmamasına göre değişiyor.
Uyku pozisyonunun düzenlenmesi, kilo kontrolü, alkol ve sigara kullanımının değerlendirilmesi gibi yaşam tarzı düzenlemeleri bazı kişilerde sürecin bir parçası olabiliyor. Burun tıkanıklığına yol açan alerjik veya yapısal problemlerde ise nedenin belirlenmesine yönelik KBB değerlendirmesi önem taşıyor.
Uyku apnesi saptanan kişilerde ise hastalığın derecesi ve kişinin özelliklerine göre pozitif hava yolu basıncı (PAP/CPAP) uygulamaları, ağız içi araçlar veya uygun hastalarda farklı cerrahi yaklaşımlar değerlendirme kapsamında yer alabiliyor.
Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Horlama için tek bir neden olmadığı gibi tek bir çözümden de söz edemeyiz. Burun ve üst solunum yolunun değerlendirilmesi, eşlik eden belirtilerin sorgulanması ve gerekli durumlarda uyku apnesi açısından ileri incelemelerin yapılması, yaklaşımın belirlenmesinde önemlidir.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
|