GEMİ FACİASI AFETLERDE HAZIRLIKLI SAĞLIK SİSTEMİNİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ

Gündem 01.09.2026 - 16:26, Güncelleme: 01.09.2026 - 16:26
 

GEMİ FACİASI AFETLERDE HAZIRLIKLI SAĞLIK SİSTEMİNİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ

Girne–Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olmasıyla yaşanan facianın ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmalarında UMKE, AFAD, sahil güvenlik ve sağlık ekipleri seferber oldu. Çok sayıda kurumun eş zamanlı müdahale ettiği olay, KKTC’de ulusal yas ilan edilmesine neden olurken, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin hazırlık kapasitesi ile sahadaki sağlık çalışanlarının kritik rolünü de yeniden gündeme taşıdı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açıklarında yaşanan gemi faciası, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin yükünü bir kez daha gözler önüne serdi. Arama-kurtarma çalışmalarının yanı sıra yaralıların sağlık kuruluşlarına ulaştırılması ve müdahalesinde görev alan ekipler kritik bir sınav verirken, sağlık çalışanlarının afetlere hazırlığı, personel kapasitesi ve acil müdahale süreçleri yeniden tartışma konusu oldu. Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, facianın ardından yaptığı değerlendirmede hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa dilerken, arama-kurtarma çalışmalarında görev alan tüm ekiplerin gösterdiği özveriye dikkat çekti.   Acil durumlar, masa başında değil sahada yönetilir Afet ve acil durumlarda sağlık hizmetinin başarısının yalnızca ekipman ve teknolojik kapasiteyle değil, yeterli sayıda, eğitimli ve görev tanımları net sağlık çalışanlarının varlığıyla mümkün olduğunu vurgulayan Özlem Akarken, “Büyük kazalar ve afetler bize bir kez daha gösteriyor ki acil sağlık hizmetlerinde hazırlık, olay yaşandığında başlayan bir süreç değildir. Sağlık çalışanlarının doğru zamanda, doğru müdahaleyi yapabilmesi için sürekli eğitim, yeterli personel ve sahada uygulanabilir görev tanımlarının önceden oluşturulması gerekir.” dedi. Son dönemde acil sağlık hizmetlerinde uygulamaya alınan yeni düzenleme ve algoritmaların da sahadaki çalışanlar açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akarken, protokollerin yalnızca yayımlanmasının yeterli olmadığını, bu uygulamaların çalışanlara kapsamlı eğitimlerle aktarılması ve sahadaki koşullarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.   Personel eksikliği afet anında daha ağır sonuçlar doğurabilir Afet ve acil durumlarda sağlık çalışanlarının aynı anda çok sayıda yaralıya müdahale etmek, triyaj yapmak, hastanelerin yükünü yönetmek ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak zorunda kaldığını hatırlatan Akarken, personel planlamasının günlük hizmetin ötesinde ele alınması gerektiğini söyleyerek, “Bir sağlık tesisinin normal günlerdeki personel ihtiyacı ile afet anındaki ihtiyacı aynı değildir. Afet planlaması yapılırken yalnızca araç, ekipman ve bina kapasitesine bakılamaz. O sistemi çalıştıracak insan gücünün de planlanması gerekir. Eksik kadroyla çalışan sağlık emekçilerinden olağanüstü durumlarda daha fazlasını beklemek sürdürülebilir değildir.” diye konuştu.   Sağlık çalışanları her koşulda görev başında 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yaşanan facianın toplumda derin bir üzüntü yarattığını belirten Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının bayram, gece, tatil ya da afet ayrımı olmaksızın görevlerinin başında olduğunu vurgulayarak, “Sağlık emekçileri toplumun en zor anlarında yine sahada. Ancak sağlık çalışanlarının fedakârlığı, sistemdeki eksikliklerin kalıcı çözümü haline gelmemeli. Sağlık hizmetlerinin her koşulda güvenli ve etkin şekilde sürdürülebilmesi için yeterli kadro, nitelikli eğitim, liyakat esaslı atama ve net görev tanımları sağlanmalı. Yaşanan her facia, sağlık sistemimizin afetlere hazırlık kapasitesini yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Amacımız felaketler üzerinden konuşmak değil, bir sonraki olası afette daha hazırlıklı ve güçlü bir sağlık sistemi oluşturmak. Kamu ve özel tüm kurumlar da üzerlerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirmeli. Denetimler sık, düzenli ve etkin yapılmalı; denetimlerde tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği yetkin kişiler tarafından düzenli olarak takip edilmeli. İnsan hayatını ilgilendiren konularda denetim yalnızca tespit aşamasında kalmamalı, sonuçları mutlaka takip edilmelidir.” açıklamasını yaptı.                  
Girne–Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olmasıyla yaşanan facianın ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmalarında UMKE, AFAD, sahil güvenlik ve sağlık ekipleri seferber oldu. Çok sayıda kurumun eş zamanlı müdahale ettiği olay, KKTC’de ulusal yas ilan edilmesine neden olurken, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin hazırlık kapasitesi ile sahadaki sağlık çalışanlarının kritik rolünü de yeniden gündeme taşıdı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açıklarında yaşanan gemi faciası, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin yükünü bir kez daha gözler önüne serdi. Arama-kurtarma çalışmalarının yanı sıra yaralıların sağlık kuruluşlarına ulaştırılması ve müdahalesinde görev alan ekipler kritik bir sınav verirken, sağlık çalışanlarının afetlere hazırlığı, personel kapasitesi ve acil müdahale süreçleri yeniden tartışma konusu oldu.

Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, facianın ardından yaptığı değerlendirmede hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa dilerken, arama-kurtarma çalışmalarında görev alan tüm ekiplerin gösterdiği özveriye dikkat çekti.

 

Acil durumlar, masa başında değil sahada yönetilir

Afet ve acil durumlarda sağlık hizmetinin başarısının yalnızca ekipman ve teknolojik kapasiteyle değil, yeterli sayıda, eğitimli ve görev tanımları net sağlık çalışanlarının varlığıyla mümkün olduğunu vurgulayan Özlem Akarken, “Büyük kazalar ve afetler bize bir kez daha gösteriyor ki acil sağlık hizmetlerinde hazırlık, olay yaşandığında başlayan bir süreç değildir. Sağlık çalışanlarının doğru zamanda, doğru müdahaleyi yapabilmesi için sürekli eğitim, yeterli personel ve sahada uygulanabilir görev tanımlarının önceden oluşturulması gerekir.” dedi.

Son dönemde acil sağlık hizmetlerinde uygulamaya alınan yeni düzenleme ve algoritmaların da sahadaki çalışanlar açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akarken, protokollerin yalnızca yayımlanmasının yeterli olmadığını, bu uygulamaların çalışanlara kapsamlı eğitimlerle aktarılması ve sahadaki koşullarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

 

Personel eksikliği afet anında daha ağır sonuçlar doğurabilir

Afet ve acil durumlarda sağlık çalışanlarının aynı anda çok sayıda yaralıya müdahale etmek, triyaj yapmak, hastanelerin yükünü yönetmek ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak zorunda kaldığını hatırlatan Akarken, personel planlamasının günlük hizmetin ötesinde ele alınması gerektiğini söyleyerek, “Bir sağlık tesisinin normal günlerdeki personel ihtiyacı ile afet anındaki ihtiyacı aynı değildir. Afet planlaması yapılırken yalnızca araç, ekipman ve bina kapasitesine bakılamaz. O sistemi çalıştıracak insan gücünün de planlanması gerekir. Eksik kadroyla çalışan sağlık emekçilerinden olağanüstü durumlarda daha fazlasını beklemek sürdürülebilir değildir.” diye konuştu.

 

Sağlık çalışanları her koşulda görev başında

30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yaşanan facianın toplumda derin bir üzüntü yarattığını belirten Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının bayram, gece, tatil ya da afet ayrımı olmaksızın görevlerinin başında olduğunu vurgulayarak, “Sağlık emekçileri toplumun en zor anlarında yine sahada. Ancak sağlık çalışanlarının fedakârlığı, sistemdeki eksikliklerin kalıcı çözümü haline gelmemeli. Sağlık hizmetlerinin her koşulda güvenli ve etkin şekilde sürdürülebilmesi için yeterli kadro, nitelikli eğitim, liyakat esaslı atama ve net görev tanımları sağlanmalı. Yaşanan her facia, sağlık sistemimizin afetlere hazırlık kapasitesini yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Amacımız felaketler üzerinden konuşmak değil, bir sonraki olası afette daha hazırlıklı ve güçlü bir sağlık sistemi oluşturmak. Kamu ve özel tüm kurumlar da üzerlerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirmeli. Denetimler sık, düzenli ve etkin yapılmalı; denetimlerde tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği yetkin kişiler tarafından düzenli olarak takip edilmeli. İnsan hayatını ilgilendiren konularda denetim yalnızca tespit aşamasında kalmamalı, sonuçları mutlaka takip edilmelidir.” açıklamasını yaptı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.