HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN ÜRÜNLERE DİKKAT!

Sağlık 10.09.2026 - 11:27, Güncelleme: 10.09.2026 - 11:30
 

HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN ÜRÜNLERE DİKKAT!

Kaynağı, üretimi, dağıtım ve denetim koşulları belli olmayan reçetesiz ürünlerin insan hayatını tehdit ettiğini ifade eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, bu konunun çözülmesi için eczacıların da dahil olduğu yeni bir sürecin planlanması gerektiğine işaret etti. İnternette veya market raflarında satılan ürünlerin halk sağlığını da riske attığını kaydeden Başkan Kılıççıoğlu, ürünlerin ruhsatlandırılası ve piyasa sürülmesinde de sorunların olduğunu vurguladı.

ECZACILARDAN REÇETESİZ ÜRÜN UYARISI Kaynağı, üretimi, dağıtım ve denetim koşulları belli olmayan reçetesiz ürünlerin insan hayatını tehdit ettiğini ifade eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, bu konunun çözülmesi için eczacıların da dahil olduğu yeni bir sürecin planlanması gerektiğine işaret etti. İnternette veya market raflarında satılan ürünlerin halk sağlığını da riske attığını kaydeden Başkan Kılıççıoğlu, ürünlerin ruhsatlandırılası ve piyasa sürülmesinde de sorunların olduğunu vurguladı. Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan ancak işleyiş itibariyle bir türlü sonuca ulaşmayan reçetesiz ürün satışıyla ilgili eczacıların tepkisi devam ediyor. Sağlık ve ilaç sektöründe Over The Counter (OTC) olarak bilinen ve Türkçe’de tezgah üstü ürün veya reçetesiz ürün olarak adlandırılan ürünlerin internetten veya market rafından kontrolsüzce satılmasının birçok riski beraberinde getirdiğini belirten eczacılar, konunun hızlı şekilde çözülme kavuşturulması gerektiğini söylüyor. Sürecin baştan doğru şekilde yürütülemediğine işaret eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, “Burada karşımıza şöyle bir gerçeklik çıkıyor. Diyelim ki, içeriğini kendinizin formüle ettiğiniz ya da yurt dışından transfer ettiğiniz ürünü satmak istiyorsunuz. Eğer ki, bunu Sağlık Bakanlığı’nın ilaçlar için belirlediği kriterlere göre yapmaya kalkarsanız, Ar-Ge ve bilimsel çalışmaların yürütüldüğü 4 faz aşamasını göze almanız gerekiyor. Ancak bundan sonra kontroller ve diğer resmi işlemlerin tamamlanmasıyla ürününüzü ilaç statüsüyle piyasaya sürebiliyorsunuz. Bu da ciddi zaman, emek ve yatırım gerektiriyor. Buna karşın aynı ürünü direk satmak isterseniz, Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurup görece daha basit ruhsatlandırma işlemleri ile işinizi çözebiliyorsunuz. Sonuçta buradaki süreç, daha ucuz, kolay ve hızlı yürüyor. Üstelik denetim mekanizması da neredeyse bulunmuyor. İşte sorun ilk olarak burada başlıyor” diye konuştu. Bu konuda riskin doğrudan vatandaşa yüklendiğini ifade eden Başka Kılıççıoğlu, “Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatlı veya izinli ürünler kullanıldığında doğrudan insan vücuduna karışıyor, öyle değil mi?  Burada siz, kendinizden ya da hastanızdan bir ayırım yapmasını beklemiyorsunuz çünkü ortada kamu kurumunun verdiği bir izin var. Peki, bu ürünün üretim aşamasında faydalı olsa dahi, size ulaşıncaya kadar hangi şartlardan geçiyor bunu biliyor musunuz? İçindeki etken maddenin üretim sürecini takip etme imkanınız var mı? Merdiven altı üretim dediğimiz süreçten geçmediğinden emin olabiliyor musunuz? İşte bu soruların cevabını veremediğiniz taktirde, tehlike de başlıyor. Biz diyoruz ki, bunlara basit gıda takviyesi ya da OTC muamelesi yapılmasın; firmalar her aşamada ciddi denetime tabi tutulsun” ifadesinde bulundu.   MEVZUAT İZİN VERİYOR AMA? Yürürlükteki mevzuatın OTC olarak adlandırılan ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldığını ve internet dahil birçok mecrada satıldığını hatırlatan Başkan Kılıççıoğlu, “Halbuki Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırdığı ürünler, sadece eczanelerimizde satılabiliyor. Üstelik bunlar, ilaç takip sistemine de kayıtlı olmak zorunda. Dolayısıyla gerek bakanlık gerek eczacı, ilacın hangi fabrikada üretildiğini, nerede depolandığını, hangi eczanede veya hastanede kaç adet bulunduğunu, hangi hastaya verildiğini görebiliyor. Bu, etkin ve etkili bir kontrol mekanizmasının varlığını gösteriyor. Hatta, eczanelerimizde ısı ve nemi kontrol eden ayrı bir sistem de buluyor çünkü ilacın belirli saklama koşulları var. Bunlara uyulmadığı zaman, Bakanlık veya ilgili kamu kurumu gerekli tespiti yapıp anında ilaçların imhasına karar verebiliyor. Örneğin; İzmir gibi bir yerde yaşıyoruz. Havanın 40 derece olduğu bir yeri düşünün. İstanbul'dan bir sipariş veriyorsunuz ve bu ürün kargoyla gün boyunca hangi şartlarda geldiğini bilmeden vatandaşa ulaşıyor. Eczanede havadaki, nem ve ısıdaki herhangi bir değişiklik aynı anda Sağlık Bakanlığı'na iletiliyor ve gerekirse Sağlık Bakanlığı o eczanedeki bütün ilaçları imha edebiliyor. Yani böyle bir durumdayken siz düşünün ki, 40 derece sıcaklıkta 3-4 gün seyahat eden ve hangi şartlarda üretildiği belli olmayan bir ürünün vatandaş tarafından kullanıldığını… Ben vatandaşlarımıza şunu tavsiye ediyorum: Bir televizyon alabilirsiniz, bozuk çıkabilir, değiştirebilirsiniz. Araba alırsanız bir arıza olur, değiştirebilirsiniz. Ama düşünün siz bir ürünü vücudunuza alıyorsunuz. Bunu eşinize kullandırıyorsunuz. Çocuğunuza kullandırıyorsunuz ve geri dönüşü olmayan sorunlar doğuyor. Dolayısıyla internetteki ürünün güvenirliliği eczane ile kıyaslanamaz. Buna mevzuat izin veriyor ama, işte burada bir ama kısmı var!” diye konuştu.   BİLİNÇSİZ TÜKETİMDEN KAÇININ Vatandaşların da bu konuda bilinçli davranması gerektiğini aktaran Başkan Kılıççıoğlu, vatandaşların eczanelerde satılmayan ürünler veya gıda takviyeleri konusunda çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Başkan Kılıççıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü “Araç, kıyafet, elektronik eşya… aklınıza gelen her şeyi alıp kullanabilirsiniz ancak internette satılan OTC’ler öyle değil. Kendiniz, eşiniz, çocuklarınız ve sevdikleriniz bunları kullanıyor. Bu yüzden eczacıların danışmanlığı çok önemli çünkü doğru olanı size söyleniyor. Siz kas hastasısınız, sağdan soldan duyduklarınızla gidip magnezyum kullanmaya kalkarsanız, bu size sorun olabiliyor. Çünkü bunun nasıl bir etki yaptığını bilemeyebiliyorsunuz. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlı olmasını özellikle istiyoruz. Danışmanlık aldığınız bir eczaneden aldığınız ürünle market rafında satılan ürün asla aynı olamaz. Oda olarak, bu konuda farkındalık oluşturacak çalışmalara devam edeceğiz. Önümüzdeki süreçte de, mevzuatla ilgili fikirlerimizi ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşmaya devam edeceğiz.”  
Kaynağı, üretimi, dağıtım ve denetim koşulları belli olmayan reçetesiz ürünlerin insan hayatını tehdit ettiğini ifade eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, bu konunun çözülmesi için eczacıların da dahil olduğu yeni bir sürecin planlanması gerektiğine işaret etti. İnternette veya market raflarında satılan ürünlerin halk sağlığını da riske attığını kaydeden Başkan Kılıççıoğlu, ürünlerin ruhsatlandırılası ve piyasa sürülmesinde de sorunların olduğunu vurguladı.

ECZACILARDAN REÇETESİZ ÜRÜN UYARISI

Kaynağı, üretimi, dağıtım ve denetim koşulları belli olmayan reçetesiz ürünlerin insan hayatını tehdit ettiğini ifade eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, bu konunun çözülmesi için eczacıların da dahil olduğu yeni bir sürecin planlanması gerektiğine işaret etti. İnternette veya market raflarında satılan ürünlerin halk sağlığını da riske attığını kaydeden Başkan Kılıççıoğlu, ürünlerin ruhsatlandırılası ve piyasa sürülmesinde de sorunların olduğunu vurguladı.

Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan ancak işleyiş itibariyle bir türlü sonuca ulaşmayan reçetesiz ürün satışıyla ilgili eczacıların tepkisi devam ediyor. Sağlık ve ilaç sektöründe Over The Counter (OTC) olarak bilinen ve Türkçe’de tezgah üstü ürün veya reçetesiz ürün olarak adlandırılan ürünlerin internetten veya market rafından kontrolsüzce satılmasının birçok riski beraberinde getirdiğini belirten eczacılar, konunun hızlı şekilde çözülme kavuşturulması gerektiğini söylüyor.

Sürecin baştan doğru şekilde yürütülemediğine işaret eden İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, “Burada karşımıza şöyle bir gerçeklik çıkıyor. Diyelim ki, içeriğini kendinizin formüle ettiğiniz ya da yurt dışından transfer ettiğiniz ürünü satmak istiyorsunuz. Eğer ki, bunu Sağlık Bakanlığı’nın ilaçlar için belirlediği kriterlere göre yapmaya kalkarsanız, Ar-Ge ve bilimsel çalışmaların yürütüldüğü 4 faz aşamasını göze almanız gerekiyor. Ancak bundan sonra kontroller ve diğer resmi işlemlerin tamamlanmasıyla ürününüzü ilaç statüsüyle piyasaya sürebiliyorsunuz. Bu da ciddi zaman, emek ve yatırım gerektiriyor. Buna karşın aynı ürünü direk satmak isterseniz, Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurup görece daha basit ruhsatlandırma işlemleri ile işinizi çözebiliyorsunuz. Sonuçta buradaki süreç, daha ucuz, kolay ve hızlı yürüyor. Üstelik denetim mekanizması da neredeyse bulunmuyor. İşte sorun ilk olarak burada başlıyor” diye konuştu.

Bu konuda riskin doğrudan vatandaşa yüklendiğini ifade eden Başka Kılıççıoğlu, “Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatlı veya izinli ürünler kullanıldığında doğrudan insan vücuduna karışıyor, öyle değil mi?  Burada siz, kendinizden ya da hastanızdan bir ayırım yapmasını beklemiyorsunuz çünkü ortada kamu kurumunun verdiği bir izin var. Peki, bu ürünün üretim aşamasında faydalı olsa dahi, size ulaşıncaya kadar hangi şartlardan geçiyor bunu biliyor musunuz? İçindeki etken maddenin üretim sürecini takip etme imkanınız var mı? Merdiven altı üretim dediğimiz süreçten geçmediğinden emin olabiliyor musunuz? İşte bu soruların cevabını veremediğiniz taktirde, tehlike de başlıyor.

Biz diyoruz ki, bunlara basit gıda takviyesi ya da OTC muamelesi yapılmasın; firmalar her aşamada ciddi denetime tabi tutulsun” ifadesinde bulundu.

 

MEVZUAT İZİN VERİYOR AMA?

Yürürlükteki mevzuatın OTC olarak adlandırılan ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldığını ve internet dahil birçok mecrada satıldığını hatırlatan Başkan Kılıççıoğlu, “Halbuki Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırdığı ürünler, sadece eczanelerimizde satılabiliyor. Üstelik bunlar, ilaç takip sistemine de kayıtlı olmak zorunda. Dolayısıyla gerek bakanlık gerek eczacı, ilacın hangi fabrikada üretildiğini, nerede depolandığını, hangi eczanede veya hastanede kaç adet bulunduğunu, hangi hastaya verildiğini görebiliyor. Bu, etkin ve etkili bir kontrol mekanizmasının varlığını gösteriyor. Hatta, eczanelerimizde ısı ve nemi kontrol eden ayrı bir sistem de buluyor çünkü ilacın belirli saklama koşulları var. Bunlara uyulmadığı zaman, Bakanlık veya ilgili kamu kurumu gerekli tespiti yapıp anında ilaçların imhasına karar verebiliyor.

Örneğin; İzmir gibi bir yerde yaşıyoruz. Havanın 40 derece olduğu bir yeri düşünün. İstanbul'dan bir sipariş veriyorsunuz ve bu ürün kargoyla gün boyunca hangi şartlarda geldiğini bilmeden vatandaşa ulaşıyor. Eczanede havadaki, nem ve ısıdaki herhangi bir değişiklik aynı anda Sağlık Bakanlığı'na iletiliyor ve gerekirse Sağlık Bakanlığı o eczanedeki bütün ilaçları imha edebiliyor. Yani böyle bir durumdayken siz düşünün ki, 40 derece sıcaklıkta 3-4 gün seyahat eden ve hangi şartlarda üretildiği belli olmayan bir ürünün vatandaş tarafından kullanıldığını… Ben vatandaşlarımıza şunu tavsiye ediyorum: Bir televizyon alabilirsiniz, bozuk çıkabilir, değiştirebilirsiniz. Araba alırsanız bir arıza olur, değiştirebilirsiniz. Ama düşünün siz bir ürünü vücudunuza alıyorsunuz. Bunu eşinize kullandırıyorsunuz. Çocuğunuza kullandırıyorsunuz ve geri dönüşü olmayan sorunlar doğuyor. Dolayısıyla internetteki ürünün güvenirliliği eczane ile kıyaslanamaz. Buna mevzuat izin veriyor ama, işte burada bir ama kısmı var!” diye konuştu.

 

BİLİNÇSİZ TÜKETİMDEN KAÇININ

Vatandaşların da bu konuda bilinçli davranması gerektiğini aktaran Başkan Kılıççıoğlu, vatandaşların eczanelerde satılmayan ürünler veya gıda takviyeleri konusunda çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Başkan Kılıççıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü “Araç, kıyafet, elektronik eşya… aklınıza gelen her şeyi alıp kullanabilirsiniz ancak internette satılan OTC’ler öyle değil. Kendiniz, eşiniz, çocuklarınız ve sevdikleriniz bunları kullanıyor. Bu yüzden eczacıların danışmanlığı çok önemli çünkü doğru olanı size söyleniyor. Siz kas hastasısınız, sağdan soldan duyduklarınızla gidip magnezyum kullanmaya kalkarsanız, bu size sorun olabiliyor. Çünkü bunun nasıl bir etki yaptığını bilemeyebiliyorsunuz. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlı olmasını özellikle istiyoruz. Danışmanlık aldığınız bir eczaneden aldığınız ürünle market rafında satılan ürün asla aynı olamaz. Oda olarak, bu konuda farkındalık oluşturacak çalışmalara devam edeceğiz. Önümüzdeki süreçte de, mevzuatla ilgili fikirlerimizi ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

 

İzmir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.