İki Asırlık Türkmen Köyünün dünü ve bugününde gezinti
İki Asırlık Türkmen Köyünün dünü ve bugününde gezinti
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü, teorik eğitimi sahaya taşıyarak öğrencilerine pratik deneyim kazandırmaya devam ediyor. “Köy Sosyolojisi” dersi kapsamında Karaburun ilçesine bağlı Yayla Mahallesi'ne düzenlenen alan gezisinde öğrenciler, kırsal dönüşümün dinamiklerini yöre halkından dinledi. Köy Muhtarı Hamza Koşar'ın rehberliğinde gerçekleşen ziyarette, geleneksel yaşamın dünü ve bugünü sosyolojik bir perspektifle masaya yatırıldı
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü, teorik eğitimi sahaya taşıyarak öğrencilerine pratik deneyim kazandırmaya devam ediyor. “Köy Sosyolojisi” dersi kapsamında Karaburun ilçesine bağlı Yayla Mahallesi'ne düzenlenen alan gezisinde öğrenciler, kırsal dönüşümün dinamiklerini yöre halkından dinledi. Köy Muhtarı Hamza Koşar'ın rehberliğinde gerçekleşen ziyarette, geleneksel yaşamın dünü ve bugünü sosyolojik bir perspektifle masaya yatırıldı
Ceylin Çakar
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri, köy sosyolojisi dersi kapsamında Karaburun’un Yayla (Köyü) Mahallesi'ni ziyaret etti. Öğrenciler, Muhtar Hamza Koşar ve köy sakinleriyle bir araya gelerek iki asırlık Yörük köyündeki sosyal, ekonomik, kültürel değişimi içeren bir söyleşi gerçekleştirdi. Kentleşmenin kırsal yaşama yansımalarının sosyolojik izleri, yapılan çok yönlü derinlemesine söyleşilerle incelendi.
İZMİR(Ege Ajans) - Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü, teorik eğitimi sahaya taşıyarak öğrencilerine pratik deneyim kazandırmaya devam ediyor. “Köy Sosyolojisi” dersi kapsamında Karaburun ilçesine bağlı Yayla Mahallesi'ne düzenlenen alan gezisinde öğrenciler, kırsal dönüşümün dinamiklerini yöre halkından dinledi. Köy Muhtarı Hamza Koşar'ın rehberliğinde gerçekleşen ziyarette, geleneksel yaşamın dünü ve bugünü sosyolojik bir perspektifle masaya yatırıldı.
"Her yıl farklı bir temayla sahaya iniyoruz"
Etkinliği koordine eden köy sosyolojisi dersinin yürütücüsü Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Yeşiltuna, saha çalışmalarının temel amacını ve köy seçimindeki akademik kriterleri paylaştı. Ders kapsamında her yıl mutlaka farklı bir köye saha gezisi düzenlediklerini belirten Prof. Dr. Yeşiltuna, "Köyü seçerken bir temanın ön plana çıkmasına özen gösteriyoruz. Mesela geçen sene kapitalist çiftçilik diyebileceğimiz büyük bir işletmenin, köy arazisinin büyük kısmını aldığı bir köye gittik. Amacımız, hem geleneksel hem de modern kapitalist tarım yapılarının bir arada olmasının nasıl bir değişime yol açtığını görmekti" ifadelerini kullandı.
Karaburun Yayla Mahallesi'nin seçilme nedenine de değinen Prof. Dr. Yeşiltuna, bölgedeki sosyolojik değişime dikkat çekerek "Bu köyü seçerken kırsaldaki farklılaşma ve değişme temasını dikkate aldık. Hayvancılık giderek zayıflıyor, kent çevresinde hobi bahçeleri gibi küçük üreticilerin olduğu yapılar artıyor. Burası, dünün hayvancılığıyla tanınmış, göç alma potansiyeli düşük ve daha kapalı diyebileceğimiz bir köy. Bu hayvancılık geleneklerinin bugün ne durumda olduğunu yerinde görmek amacıyla rotamızı buraya çevirdik" diye konuştu
Asırlık gelenekler ve tüketim toplumuna geçiş
Öğrenciler, geçmişi 1700'lü yıllara ve Orta Asya'dan gelen Yörük göçlerine dayanan köyde derinlemesine mülakatlar gerçekleştirdi. Hazırlanan sosyolojik temalar çerçevesinde köy sakinlerine yöneltilen sorulara alınan cevapların ortaya koyduğu bulgular; köyün eski üretim koşulları, şimdinin geçim biçimi, köy nüfusundaki değişmeler, ortak katılımın yaşandığı törenler, kentten köye gelen cenazeler ve şimdinin sosyal ilişkileri bağları etrafında şekillendi.
Köyün kökenine ve kuruluş öyküsüne dair öğrencileri bilgilendiren Muhtar Hamza Koşar, "Buralarda söylenegelenlere göre esas kökenimiz Yörük. Önceleri buralar mezra gibiymiş; Pınar köyünde, Çam köyünde mezralar varmış. Sonradan burada kuvvetli bir su çıkınca, su olmadan da bir şey olmayacağı için herkes mezralardan buraya toplanmış ve bir köy oluşmuş" diyerek köyün asırlık geçmişini paylaştı.
Görüşmelerde, geçmişte her hanenin tarhanasını ve bulgurunu kendi ürettiği, dışarıya bağımlılığın olmadığı tam bir "kendi kendine yeten" üretim modelinden; toprakların satıldığı ve tarımın terk edildiği mevcut duruma geçişin izleri sürüldü. Muhtar Koşar o dönemlerdeki üretim bağımsızlığını, "Benim çocukluğumda o zamanlar kimse dışarıdan un almazdı; tarhanasını, bulgurunu, yiyeceğini, hayvanın samanını herkes kendi yapardı. Benim gençliğimde arabalar, yollar yoktu; bütün işlerimizi binek ve iş hayvanlarıyla görürdük" sözleriyle aktardı.
Kuşak farkı: üreten nesilden şehre göçen gençliğe
Muhtar Koşar ve yaşlı köy sakinleri ile görüşen öğrenciler, köyden kente göçün yarattığı sosyolojik tahribatı kayıt altına aldı. Geçmişte 80 hanenin yaşadığı ve okulunda 40 çocuğun eğitim gördüğü köyde, bugün ağırlıklı olarak yalnız ikamet eden yaşlıların kaldığı tespit edildi. Muhtar Koşar, "Benim çocukluğumda köyün girişinde okul vardı, orada 35-40 tane okuyan çocuk vardı. Şu anda köyde hiç genç yok. 30-40 tane hane var ama çoğu yaşlı ve tek başına yaşıyor, nüfus günden güne azalmakta" diyerek nüfusun dramatik düşüşüne dikkat çekti.
Köy sakinleri öğrencilerle yaptıkları sohbetlerde, 1975 sonrasında artan sanayileşme ile birlikte gençlerin sigortalı iş bulma umuduyla İzmir'deki fabrikalara göç ettiğini, yeni kuşağın toprakla ve tarımla bağını tamamen kopardığını vurguladı. Muhtar Koşar, "1975'ten sonra gençler şehre gitmek zorunda kaldı. Baktılar ki burasının geleceği yok; herkes hayvancılık, çiftçilik yapamaz. Çiftçilikle hem karnını doyuracaksın hem de sigortan varsa onu yatırıp emekli olman lazım. Bu güvence arayışından sonra gençlerden İzmir’e göç başladı” dedi.
“Yeni Kuşak Toprağın Kıymetini Bilmiyor”
Öğrencilerin saha araştırmasında kırsal yaşamı tehdit eden çevresel faktörler de yer buldu. Hayvancılığın can damarı olan meraların enerji projelerine (RES) tahsis edilmesinin yarattığı ekonomik daralma, çevre sosyolojisi bağlamında incelendi. Gençlerin köye dönmemesi ve arazilerin şehirden gelen yatırımcılara satılmaya başlanması, Yörük kültürünün sürdürülebilirliğine yönelik en büyük tehdit olarak görüldüğü saptandı.
Toprak mülkiyetindeki çözülmeye dair öğrencilerin sorularını yanıtlayan Muhtar Koşar, son yıllardaki tarla satışları hakkında konuştu. Koşar, "Son 5-6 senedir maalesef köyde tarla satışları başladı. Öğrencilerin geçerken gördüğü o arkadaki topraklar aslında bu köyün arpa, buğday depolarıydı. Buraları mirasçılar sattı; yeni kuşak artık toprağın kıymetini pek bilmiyor, ileride ne getireceğini de öngöremiyor" dedi. Koşar, şehirden gelen yatırımcıların tarlaları satın alıp üretime dahil etmediğini belirterek, üretim alanlarının daralmasının Yörük kültürünün geleceğini tehlikeye attığını sözlerine ekledi.
Köy Sosyolojisi dersi kapsamında gerçekleştirilen saha incelemesi ve alan gezisi, Ege Üniversitesi öğrencilerinin ders müfredatındaki teorik bilgilerini sahaya taşıyarak, uygulamalı bir sosyolojik deneyimsel bilgiler de kazanarak sosyolojik formasyonlarını güçlendirmeleriyle tamamlandı.
İzmir HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


