İyilik, doğru sınırlarla iyi geliyor!
İyilik, doğru sınırlarla iyi geliyor!
İyilik yapmanın yalnızca başkasına değil, kişiye de iyi gelebildiğini belirten uzmanlar, düzenli ve gönüllü yardım davranışlarının sosyal bağları, aidiyet duygusunu ve psikolojik iyi oluşu destekleyebildiğini söylüyor.
İyilik yapmanın yalnızca başkasına değil, kişiye de iyi gelebildiğini belirten uzmanlar, düzenli ve gönüllü yardım davranışlarının sosyal bağları, aidiyet duygusunu ve psikolojik iyi oluşu destekleyebildiğini söylüyor.
İyilik gören kişilerin başkalarına yardım etme eğiliminin de artabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Ancak sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak iyilikten çok kendini ihmal etme davranışına dönüşebilir. Sağlıklı iyilik kişinin kendisini tamamen ortadan kaldırmasını gerektirmez.” dedi. Doğantekin, iyiliğin sağlıklı halini ‘kendimizi tüketmeden bir başkasının hayatına katkıda bulunabilmek’ olarak tanımladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, iyilik yapmanın hem yardım edilen hem de yardım eden kişi üzerindeki psikolojik etkileri ile iyilikte sınır koymanın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
İyilik yapmak, kişide anlamlı ve faydalı olma hissini güçlendirir!
Bir başkasına yardımcı olmanın yalnızca karşıdaki kişiye değil, yardım eden kişiye de psikolojik olarak iyi gelebileceğini ifade eden Seren Doğantekin, “Bunun önemli nedenlerinden biri, iyilik davranışının kişide anlamlı ve faydalı olma hissini güçlendirmesidir.” dedi.
Aynı zamanda sosyal bağ kurma, aidiyet ve yeterlilik duygularını desteklediğini aktaran Doğantekin, “Nöropsikolojik çalışmalar da prososyal davranışların beynin ödül, empati ve sosyal bağlarla ilişkili sistemleriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle bazen çok küçük bir yardımın ardından bile ‘Ben de iyi hissettim’ diyebiliriz. Burada yalnızca karşı tarafın mutluluğunu görmek değil, bir başkasının hayatında olumlu bir etki yaratabildiğimizi hissetmek de önemlidir.” şeklinde konuştu.
Düzenli iyilik yapmak, sosyal bağları ve psikolojik iyi oluşu destekleyebilir!
Düzenli iyilik davranışlarının ruh sağlığı üzerinde daha uzun vadeli etkileri olabileceğini kaydeden Doğantekin, “İyilik yapmak kısa vadede olumlu duyguları artırabilir; ancak araştırmalar prososyal davranışlarla psikolojik iyi oluş arasında daha genel bir ilişki de olduğunu gösteriyor.” dedi.
Özellikle kişinin yaşamını anlamlı ve değerli hissetmesiyle ilişkili iyi oluş üzerindeki bağlantının daha belirgin olduğuna değinen Doğantekin, “Dolayısıyla iyiliği yalnızca birkaç dakikalık mutluluk veren bir davranış olarak düşünmemek gerekir. Düzenli ve kişinin kendi isteğiyle gerçekleştirdiği yardım davranışları sosyal bağları, yaşamın anlamlı olduğu hissini ve psikolojik iyi oluşu destekleyebilir.” ifadelerini kullandı.
İyilik bulaşıcıdır; iyilik gören kişi başkasına iyilik yapmaya daha yatkın olabilir!
İyilik gören kişinin de başkasına iyilik yapma eğiliminin artması mümkün olduğunu dile getiren Seren Doğantekin, şunları söyledi:
“Psikolojide ‘iyilik bulaşıcıdır’ ifadesinin karşılığı olduğunu söyleyebiliriz. Buna ilişkin kavramlardan biri genelleştirilmiş karşılıklılık; yani kişinin kendisine yapılan iyiliği mutlaka aynı kişiye değil, başka birine aktarabilmesidir. Deneysel çalışmalar, yardım alan kişilerin daha sonra başka insanlara karşı daha cömert davranabildiğini gösteriyor. Dolayısıyla ‘iyilik bulaşıcıdır’ sözü tamamen mecazi değildir. Bir davranışın çevremizde kabul gördüğünü deneyimlemek, bizim de benzer şekilde davranma ihtimalimizi etkileyebilir. Ancak bu etkinin her koşulda otomatik olarak ortaya çıktığını söylemek doğru olmaz.”
İyiliğin görünmez bir borç sözleşmesine dönüşmesi, ilişki üzerinde baskı oluşturabilir!
İyilik yaparken takdir edilme veya karşılık görme beklentisini değerlendiren Doğantekin, “Karşılık beklemek insani bir durumdur. İnsan ilişkilerinde karşılıklılık önemlidir; sürekli veren fakat hiçbir zaman destek görmeyen kişi zamanla değersiz veya kullanılmış hissedebilir.” dedi.
Sorunun, iyiliğin görünmez bir borç sözleşmesine dönüşmesiyle başladığına dikkat çeken Doğantekin, “‘Ben senin için bunu yaptım, şimdi sen de benim için bunu yapmak zorundasın’ düşüncesi güçlendikçe yardım gönüllülükten çıkarak ilişkinin üzerinde baskı oluşturmaya başlayabilir. Araştırmalar da yardım davranışının kişinin kendi isteğiyle gerçekleştirilmesinin psikolojik iyi oluş açısından önemli olduğunu gösteriyor. Sağlıklı ilişkilerde karşılıklılık vardır; fakat bu, yapılan her iyiliğin aynı ölçüde ve aynı biçimde geri ödenmesi gerektiği anlamına gelmez.” açıklamasını yaptı.
İyilikte sınır koymak bencillik değil!
Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymanın iyilikten çok kendini ihmal etme davranışına dönüşebileceğini hatırlatan Seren Doğantekin, “Sağlıklı iyilik kişinin kendisini tamamen ortadan kaldırmasını gerektirmez.” dedi.
Önemli sorulardan birinin ‘Bunu gerçekten yapmak istediğim için mi yapıyorum, yoksa hayır dersem suçlu hissedeceğimden, reddedilmekten veya sevilmemekten korktuğum için mi?’ olduğunu vurgulayan Doğantekin, “Kişi sürekli kendi zamanından, enerjisinden ve ihtiyaçlarından vazgeçiyor; ‘hayır’ diyemiyor ve karşısındaki kişinin çözebileceği sorunları onun yerine çözüyorsa yardım etmekle sorumluluk üstlenmek arasındaki sınır bulanıklaşmış olabilir. İyilikte sınır koymak bencillik değildir. Aksine kişinin hem kendisini hem de ilişkilerini koruyabilmesini sağlar.” diye konuştu.
Yardım etmek, kişinin kendi duygularından kaçma yolu olabilir!
İyilik yapmak bazen de kişinin kendi sorunlarından kaçma yöntemi haline gelebileceğine işaret eden Doğantekin, “Yardım etmek sağlıklı bir davranış olmakla birlikte bazen kişinin kendi duygularıyla karşılaşmaktan kaçınmasının bir yolu haline gelebilir.” dedi.
Sürekli başkalarının problemleriyle ilgilenmenin, kişinin kendi yalnızlığına, kaygısına, ilişkisel sorunlarına veya karşılamakta zorlandığı ihtiyaçlarına bakmasını ertelemesine imkân verebileceğini uyarısını yapan Doğantekin, “Burada belirleyici olan yardımın kendisi değil, davranışın işlevi ve kişinin bunu ne kadar esnek biçimde yapabildiğidir. Kişi başkalarıyla ilgilenmediğinde yoğun suçluluk hissediyor veya kendi ihtiyaçlarına zaman ayırmakta sürekli zorlanıyorsa bu örüntüyü değerlendirmek faydalı olabilir.” şeklinde konuştu.
İyilik, insanın kendi yaşamındaki anlam, bağ ve aidiyet duygusunu da besleyen bir davranış!
‘Bir insanın iyi bir ruh halinde olması mı iyilik yapmasını kolaylaştırır, yoksa iyilik yapmak mı ruh halini iyileştirir?’ sorusuna açıklık getiren Doğantekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aslında ilişki iki yönlüdür. Kendimizi iyi hissettiğimizde çevremize yönelmek ve yardım etmek kolaylaşabilir; yardım ettiğimizde de olumlu duygularımız ve sosyal bağlılık hissimiz güçlenebilir. Güncel araştırmalar prososyal davranışlarla ruhsal iyi oluş arasında pozitif bir ilişki olduğunu destekliyor. Ancak etkinin büyüklüğü kişiye, yardımın biçimine ve motivasyona göre değişebilir. Bu nedenle iyiliğin belki de en sağlıklı hali, kendimizi tüketmeden bir başkasının hayatına katkıda bulunabilmektir. İyilik yalnızca karşı tarafa verdiğimiz bir şey değil; doğru sınırlar içerisinde olduğunda insanın kendi yaşamındaki anlam, bağ ve aidiyet duygusunu da besleyen bir davranıştır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.92356
İstanbul HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


