Mehmet Culum, Atatürk’ün 1926’daki Ilıca ziyaretini anlattı
Mehmet Culum, Atatürk’ün 1926’daki Ilıca ziyaretini anlattı
Çeşme Belediyesi tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ilıca’ya gelişinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerin ikinci gününde, Çeşmeli yazar Mehmet Culum tarih meraklılarını 1926 yılına götürdü. Culum, İzmir Suikastı girişiminden Atatürk’ün Ilıca’ya gelişine, Çeşme halkının hazırlıklarından hafızalara kazınan duygusal anlara kadar pek çok tarihi ayrıntıyı dinleyicilerle paylaştı.
Çeşme Belediyesi tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ilıca’ya gelişinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerin ikinci gününde, Çeşmeli yazar Mehmet Culum tarih meraklılarını 1926 yılına götürdü. Culum, İzmir Suikastı girişiminden Atatürk’ün Ilıca’ya gelişine, Çeşme halkının hazırlıklarından hafızalara kazınan duygusal anlara kadar pek çok tarihi ayrıntıyı dinleyicilerle paylaştı.
Çeşme Belediyesi’nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ilıca’ya gelişinin 100. yılı nedeniyle düzenlediği etkinliklerin ikinci gününde gerçekleştirilen söyleşi, tarih ve duygu dolu anlara sahne oldu. Çeşmeli yazar Mehmet Culum, etkileyici anlatımıyla katılımcıları Cumhuriyet’in henüz üçüncü yılında olduğu 1926 yılına götürerek Atatürk’ün Çeşme ve Ilıca ziyareti öncesinde yaşanan gelişmeleri ayrıntılarıyla anlattı.
Yoğun ilgi gören söyleşinin temel eksenini, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik düzenlenmek istenen ancak son anda ortaya çıkarılarak engellenen İzmir Suikastı oluşturdu. Mehmet Culum, suikast girişiminin perde arkasını aktarırken, bu gelişmenin Atatürk’ün İzmir programı ve ardından Çeşme’ye geliş süreci üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Suikast planı son anda ortaya çıkarıldı
Culum’un anlatımına göre, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yurt gezisi kapsamında İzmir’e geleceği bilgisi suikast planlayanlar tarafından önceden öğrenilmiş ve saldırı için hazırlık yapılmıştı. Atatürk’e yönelik saldırının İzmir’de gerçekleştirilmesi planlanırken, girişimin kilit isimlerinden Giritli Şevki’nin son anda güvenlik güçlerine başvurarak planı ayrıntılarıyla açıklaması üzerine suikast önlendi.
Olayın ortaya çıkmasının ardından İzmir’de kapsamlı bir soruşturma süreci başladı. Yaşanan tüm gelişmelere ve güvenlik uyarılarına rağmen Atatürk, İzmir programından vazgeçmedi. İzmir’e gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, Naim Palas Oteli’ne yerleşti.
Mehmet Culum, söyleşisinde bu dönemin yalnızca siyasi yönünü değil, Atatürk’ün ruh hali ve halkla kurduğu güçlü bağ üzerinden insani boyutunu da aktardı.
Çeşme tercihi yalnızca güvenlik nedeniyle değildi
Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de Atatürk’ün Çeşme’ye ve özellikle Ilıca’ya geliş nedenleri oldu. Mehmet Culum, bu tercihin yalnızca güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağını, sağlık nedenlerinin de önemli rol oynadığını belirtti.
Atatürk’ün 1918 yılında yaşadığı böbrek rahatsızlığı nedeniyle Çekoslovakya’daki Karlovy Vary kaplıcalarında tedavi gördüğünü hatırlatan Culum, Gazi’nin benzer bir kaplıca tedavisinden Ilıca’da da yararlanmak istediğini anlattı.
Culum’un aktardığına göre, Atatürk’ün konaklaması için ilk olarak Rasim Palas Oteli gündeme geldi. Ancak güvenlik değerlendirmelerinin ardından bu seçenekten vazgeçildi. Bunun üzerine Ilıca sahilinde bulunan ve Kraemer ailesine ait olan bir ev, sahibi tarafından gönüllü olarak tahsis edildi. Kısa süre içinde hazırlanan ev, Atatürk’ün kullanımına sunuldu.
Çeşme halkı da tarihi ziyaretin duyulmasının ardından büyük bir heyecan yaşadı. İlçe genelinde hazırlıklar yapılırken, halk Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü en iyi şekilde karşılamak için adeta seferber oldu.
Atatürk, İnönü ve Çakmak ile Ilıca’ya geldi
Atatürk, 30 Haziran 1926 Çarşamba günü öğleden sonra İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak ile birlikte Urla-Alaçatı güzergâhını izleyerek Ilıca’ya ulaştı.
Mehmet Culum, yol boyunca vatandaşların Gazi’yi karşılamak için hazırlık yaptığını, çeşitli noktalarda kürsüler kurulduğunu ve halkın büyük sevgi gösterilerinde bulunduğunu anlattı.
Alaçatı’da halka seslenen Atatürk’ün, kendisine yönelik suikast girişiminin ardından tarihe geçen şu sözlerini yinelediği aktarıldı:
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Söyleşide bu sözlerin, yalnızca dönemin siyasi atmosferine verilmiş bir cevap olmadığı; aynı zamanda Cumhuriyet’in geleceğine duyulan sarsılmaz inancın ifadesi olduğu vurgulandı.
Ilıca’da yollar halılarla donatıldı
Mehmet Culum’un anlatımına göre, Atatürk’ün Ilıca’ya ulaşacağı gün Çeşmeliler büyük bir hazırlık yaptı. Vatandaşlar evlerindeki en güzel halıları çıkararak yollar üzerine serdi. Öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal’e şiir okumak için hazırlandı.
Culum’un canlı anlatımıyla yeniden canlanan tarihi sahnede, Atatürk aracından inerek halkı fötr şapkasıyla selamladı. Ancak yaşanan suikast girişiminin ardından yüzündeki yorgunluk ve burukluğun da dikkat çektiği belirtildi.
Mehmet Culum, Atatürk ile halk arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi liderlik çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini, Gazi’nin vatandaşlarla kurduğu bağın davranışlarına da açık biçimde yansıdığını söyledi.
Küçük öğrencinin gözyaşları duygulandırdı
Söyleşide salonda en duygusal anların yaşanmasına neden olan bölümlerden biri, küçük bir öğrencinin Atatürk’e şiir okumak isterken yaşadığı heyecan oldu.
Anlatılanlara göre küçük öğrenci, büyük bir heyecanla hazırlandığı şiiri Atatürk’ün karşısında okuyamadı. Ağlamaya başlayan çocuk, Gazi’nin dizlerine kapandı. Atatürk ise küçük öğrenciyi kaldırarak alnından öptü.
Mehmet Culum’un bu anıyı aktardığı sırada dinleyiciler de duygusal anlar yaşadı. Culum, söz konusu olayın Atatürk’ün çocuklara yaklaşımını ve halkla kurduğu samimi ilişkiyi gösteren en çarpıcı örneklerden biri olduğunu vurguladı.
Çeşmeli gencin zeybeğini çok beğendi
Söyleşinin dikkat çeken bir diğer bölümü ise Çeşmeli genç İbrahim Kabadayı’nın, namıdiğer “Kolovo”nun oynadığı zeybek oldu.
Mehmet Culum’un aktardığına göre Atatürk, İbrahim Kabadayı’nın oynadığı zeybeği büyük bir ilgiyle izledi. Oyunun ezgilerini Rumeli ezgilerine benzeten Gazi Mustafa Kemal, gösteriyi çok beğendi ve genç zeybeğe bir altın lira hediye etti.
Culum, bu hediyenin dönemin ekonomik koşulları açısından son derece önemli olduğuna dikkat çekerek:
“Bu altın lira, o günün şartlarında bir ailenin tüm aylık giderlerine denk geliyordu”
ifadelerini kullandı.
Culum, bu olayın Atatürk’ün halkın içinden gelen yeteneklere, gençlere ve yerel kültüre verdiği değerin de önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.
Halk sabaha kadar evin önünden ayrılmadı
Karşılama törenlerinin ardından Atatürk, konaklaması için hazırlanan Kraemer ailesine ait eve geçti. Ancak Çeşmelilerin sevgisi ve ilgisi gece boyunca devam etti.
Mehmet Culum’un anlatımına göre çok sayıda vatandaş, Atatürk’ü görebilmek için evin önünde beklemeyi sürdürdü. Halkın sevgi gösterileri üzerine akşam saatlerinde balkona çıkan Gazi Mustafa Kemal, vatandaşları eliyle selamladı ve artık evlerine dönmelerini istedi.
Evde sunulan yorgunluk kahvelerinin ardından İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak İzmir’e dönerken, Atatürk birkaç gün daha Ilıca’da kaldı ve kaplıca tedavisini sürdürdü.
Mehmet Culum’a sakız ağacı sertifikası
Tarihi bilgiler, yerel hafızadan süzülen anılar ve duygusal ayrıntılarla zenginleşen söyleşinin sonunda Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Arif Çilek tarafından yazar Mehmet Culum’a teşekkür edildi.
Çilek, Mehmet Culum adına dikilen sakız ağacının sertifikasını takdim etti. Katılımcıların uzun süre alkışladığı Culum’un anlatımı, 100 yıl önce yaşanan tarihi ziyaretin izlerini yeniden gün yüzüne çıkardı.
Ilıca’da gerçekleştirilen etkinlik, yalnızca tarihsel bilgilerin aktarıldığı bir söyleşi olmanın ötesine geçerek geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurdu. Atatürk’ün Çeşme halkıyla buluşması, çocuklara gösterdiği sevgi, yerel kültüre ilgisi ve Ilıca’da geçirdiği günler, Mehmet Culum’un anlatımıyla bir asır sonra aynı coğrafyada yeniden hayat buldu.
İzmir HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


