Memeden Gelen Her Akıntı Kanser Belirtisi Değildir, Ancak İhmal Edilmemelidir
Sağlık
24.07.2026 - 10:51, Güncelleme:
24.07.2026 - 10:51
Memeden Gelen Her Akıntı Kanser Belirtisi Değildir, Ancak İhmal Edilmemelidir
Kadınlarda meme başından gelen akıntı, meme cerrahisi ve radyoloji polikliniklerine başvuru nedenleri arasında sık karşılaşılan bulgulardan biridir. Her ne kadar bu durum çoğu zaman meme kanseri ile ilişkilendirilse de, memeden gelen her akıntının kanser anlamına gelmediğini belirten Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, akıntının özelliklerine göre mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Meme Başı Akıntısında Akıntının Özellikleri Yol Göstericidir
Meme başından gelen akıntının değerlendirilmesinde yalnızca akıntının varlığı değil; rengi, kıvamı, tek ya da çift memeden gelmesi, tek bir süt kanalından mı yoksa birden fazla kanaldan mı kaynaklandığı ve kendiliğinden mi yoksa yalnızca sıkıldığında mı ortaya çıktığı tanıya ulaşmada önemli bilgiler sağlar.
Normal koşullarda meme bezleri gebelik ve emzirme döneminde süt üretmek amacıyla çalışır. Emzirme sonlandıktan sonra bazı kadınlarda bir süre daha süt benzeri akıntılar görülebilir ve bu durum her zaman hastalık anlamına gelmez. Ancak emzirme dönemi dışında gelişen meme başı akıntılarının değerlendirilmesi önem taşır.
Her Akıntı Kanser Göstergesi Değildir
Her iki memeden gelen, birden fazla süt kanalından kaynaklanan, beyaz, süt renginde, sarı veya yeşilimsi akıntılar çoğu zaman hormonal nedenlerle ilişkilidir.
Uzm. Dr. Aresh Soudmand, prolaktin hormonundaki yükselme, tiroit hastalıkları, bazı tansiyon ilaçları, antidepresanlar, doğum kontrol hapları ve çeşitli hormonal tedavilerinin bu tür akıntılara neden olabileceğini ifade ediyor. Ayrıca meme başının sık sık kontrol edilmesi ve sürekli sıkılması da akıntının devam etmesine yol açabilir. Bu nedenle meme başını sürekli sıkarak akıntı kontrolü yapılması önerilmez.
Hangi Durumlarda Daha Ayrıntılı İnceleme Gerekir?
Tek memeden gelen, kendiliğinden oluşan, yalnızca tek bir süt kanalından gelen, berrak, pembe veya kanlı akıntılar daha ayrıntılı değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alır.
Bu tür akıntılar her zaman meme kanseri anlamına gelmese de intraduktal papillom, duktal ektazi, atipik hücresel değişiklikler, duktal karsinoma in situ (DCIS) veya invaziv meme kanseri gibi hastalıkların ilk belirtisi olabilir.
Kanlı Akıntının En Sık Nedeni Her Zaman Kanser Değildir
Kanlı meme başı akıntısı, kadınlarda en fazla endişeye neden olan bulgulardan biridir. Ancak kanlı akıntının en sık nedeni, süt kanalları içerisinde gelişen ve intraduktal papillom olarak adlandırılan iyi huylu oluşumlardır.
Papillomlar, süt kanalı içerisinde büyüyerek küçük damarların kanamasına neden olabilir. Bununla birlikte kanlı akıntının nedeni mutlaka görüntüleme yöntemleriyle araştırılmalıdır. Çünkü bazı erken evre meme kanserleri de ilk bulgusunu yalnızca meme başı akıntısıyla gösterebilir.
Yeşil veya Koyu Renkli Akıntılar Ne Anlama Gelebilir?
Yeşil veya koyu renkli meme başı akıntıları sıklıkla süt kanallarının genişlemesi olarak tanımlanan duktal ektazi ile ilişkilidir. Özellikle menopoz dönemine yaklaşan kadınlarda daha sık görülen bu durumda süt kanalları içerisinde salgılar birikebilir ve zamanla iltihabi değişiklikler gelişebilir. Çoğunlukla iyi huylu bir tablo olsa da klinik değerlendirme ve radyolojik inceleme gerektirir.
Meme Enfeksiyonları da Akıntıya Neden Olabilir
Meme başı akıntısının nedenlerinden biri de enfeksiyonlardır. Özellikle emziren annelerde gelişebilen mastit ve meme apselerinde sarı, iltihaplı ve kötü kokulu akıntılar görülebilir.
Bu tabloya çoğu zaman memede kızarıklık, ağrı, hassasiyet ve ateş eşlik eder. Uygun tedavi planlaması ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Radyolojik Görüntüleme Tanıda Önemli Rol Oynar
Meme başı akıntısının değerlendirilmesinde radyolojik görüntüleme yöntemleri önemli bir yer tutar. Hangi yöntemin kullanılacağı hastanın yaşı ve klinik bulgularına göre belirlenir.
Kırk yaş ve üzerindeki kadınlarda mamografi çoğu zaman ilk görüntüleme yöntemidir.
Mamografi sayesinde mikrokalsifikasyonlar, kitleler ve süt kanallarındaki yapısal değişiklikler değerlendirilebilir. Özellikle duktal karsinoma in situ gibi erken evre lezyonların saptanmasında önemli bilgiler sağlayabilir.
Genç kadınlarda ve yoğun meme dokusuna sahip hastalarda ise ultrasonografi önemli bir inceleme yöntemidir. Ultrasonografi ile süt kanallarındaki genişlemeler, kanal içi papillomlar, kistler, apseler ve diğer lezyonlar ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Gerektiğinde Doppler ultrasonografi de incelemeye eklenebilir.
Gerektiğinde Meme MR ve Biyopsi Planlanabilir
Bazı hastalarda mamografi ve ultrasonografi normal olmasına rağmen meme başı akıntısı devam edebilir. Özellikle tek taraflı ve kanlı akıntılarda meme MR incelemesi gerekli görülebilir.
Kontrast madde kullanılarak yapılan meme MR incelemesi, süt kanalları içerisindeki küçük lezyonların değerlendirilmesinde yüksek duyarlılık sağlayabilir.
Görüntüleme yöntemlerinde şüpheli bir alan saptandığında ultrasonografi veya stereotaktik mamografi eşliğinde biyopsi planlanabilir. Biyopsi sayesinde kesin tanı konularak uygun tedavi süreci belirlenebilir. Halk arasında yaygın olan "Biyopsi yapılırsa kanser yayılır." düşüncesinin ise bilimsel bir dayanağı bulunmamaktadır.
Hangi Durumlarda Gecikmeden Hekime Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda zaman kaybetmeden genel cerrahi veya meme görüntüleme konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanına başvurulması önemlidir:
Akıntının yalnızca tek memeden gelmesi,
Kendiliğinden oluşması,
Kanlı veya berrak renkte olması,
Tek bir süt kanalından gelmesi,
Memede ele gelen kitle bulunması,
Meme başında içe çekilme gelişmesi,
Ciltte kalınlaşma veya portakal kabuğu görünümü oluşması,
Koltuk altında şişlik hissedilmesi.
Her iki memeden yalnızca sıkıldığında gelen süt renginde veya yeşilimsi akıntılar çoğunlukla iyi huylu nedenlere bağlı olsa da bunların da uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önerilir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, memeden gelen akıntının tek başına meme kanseri tanısı koydurmadığını ancak göz ardı edilmemesi gereken önemli bir bulgu olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:
"Meme başı akıntısının nedenini doğru şekilde ortaya koyabilmek için klinik muayene ile birlikte uygun radyolojik görüntüleme yöntemlerinin planlanması büyük önem taşır. Erken dönemde yapılan değerlendirmeler sayesinde hem iyi huylu hastalıklar gereksiz endişeye neden olmadan yönetilebilir hem de gerekli görülen olgularda tanı süreci gecikmeden planlanabilir. Meme sağlığında bilinçli takip ve zamanında uzman değerlendirmesi önemli bir yere sahiptir."
Kadınlarda meme başından gelen akıntı, meme cerrahisi ve radyoloji polikliniklerine başvuru nedenleri arasında sık karşılaşılan bulgulardan biridir. Her ne kadar bu durum çoğu zaman meme kanseri ile ilişkilendirilse de, memeden gelen her akıntının kanser anlamına gelmediğini belirten Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, akıntının özelliklerine göre mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
İzmir HABERİ
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.





