Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Bağımlılık bir ahlak problemi değil, bir hastalık!

Sağlık 24.10.2026 - 18:17, Güncelleme: 24.10.2026 - 18:17
 

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Bağımlılık bir ahlak problemi değil, bir hastalık!

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmadığını belirterek, alışveriş, oyun, kumar ve sosyal medya kullanımındaki risklere dikkat çekti. Haz ile mutluluğun birbirine karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Hepimizin zaafı var ama zaafları yönetmek gerekiyor.” dedi. Gençlerin korunmasında doğru bilgi ve eğitimin önemini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Neye tutkulu olduğunuz çok önemli.” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Laboratuvarı tarafından düzenlenen “Mental İyi Oluş Söyleşileri”nin yeni dönemdeki ilk konuğu, Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay oldu.  Prof. Dr. Tayfun Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Hazdan Bağımlılığa-Beynin Ödül Sistemi” başlıklı söyleşide Prof. Dr. Uzbay, beynin ödül mekanizmasını, bağımlılığın gelişimini ve dijital yaşamın alışkanlıklar üzerindeki etkilerini anlattı. Psikoloji, iletişim, felsefe, mühendislik, sosyoloji ve siyaset bilimleri gibi farklı alanlardan öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Prof. Dr. Uzbay’ın “Hazdan Bağımlılığa” kitabı üzerinden değerlendirmeler yapıldı, öğrencilerin soruları yanıtlandı. “Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu” Bağımlılığın değerlendirilmesinde beynin ödül sisteminin işleyişinin anlaşılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, farklı bağımlılık türlerinde ortak mekanizmaların devreye girdiğini söyledi. Prof. Dr. Uzbay, “Alışveriş bağımlılığında da oyun ve bahis bağımlılığında da ve eroin bağımlılığında da aynı beyin ödül sistemi harekete geçiyor.” dedi. Bağımlılığın ahlaki yargılarla ele alınmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu, o sistemin bozulması, gerektiği gibi çalışamaması şeklinde bizim karşımıza çıkıyor ve bir hastalık. Bir ahlak problemi değil. Bir iradeyle filan aşılabilecek bir iş değil.” ifadelerini kullandı. Kişilerin bağımlılığa yatkınlıklarının farklılaşabildiğini dile getiren Prof. Dr. Uzbay, sorunun yalnızca uyarılarla önlenemeyeceğini, doğru bilgi ve farkındalığın önem taşıdığını vurguladı. Gençleri korumak için doğru bilgi ve eğitim gerekiyor Beyinde hazla ilişkili dürtüler ile karar verme süreçleri arasındaki ilişkiyi anlatan Prof. Dr. Uzbay, gençlerin riskli davranışlara yönelmesinde gelişimsel özelliklerin de etkili olduğunu ifade etti. Gençlere yalnızca bir davranışın zararlı olduğunu söylemenin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Uzbay, “Bir tanesi doğru eğitim, doğru bilgi ve farkındalık oluşturmak; gençlerde neye mal olacağını genci ikna edecek şekilde anlatmak gerekiyor.” diye konuştu. Eğitimin kişinin karar verme becerilerini desteklediğine işaret eden Prof. Dr. Uzbay, bağımlılıkla mücadelede gençlerin doğru kaynaklarla buluşturulması gerektiğini söyledi. Davranışsal bağımlılıklar hafife alınmamalı Alışveriş bağımlılığı olarak adlandırılan “oniomani”ye de değinen Prof. Dr. Uzbay, oyun, kumar, alışveriş ve dijital kullanım alışkanlıklarının oluşturabileceği sorunların yeterince önemsenmeyebildiğini belirtti. Ailelerin sigara kullanımını fark ettiklerinde gösterdikleri hassasiyeti, çocuklarının bilgisayar başında geçirdiği süreye ve yaptığı etkinliklere aynı ölçüde göstermeyebildiğini anlatan Prof. Dr. Uzbay, “Ama çocuk acaba odada bilgisayarın başında ne izliyor ne yapıyor ne oynuyor bu kadar derdimiz değil.” dedi. Bağımlılığın “alışkanlık” ya da “tutku” gibi ifadelerle hafifletilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, kişinin bir davranışa ne kadar zaman ayırdığının ve onu gerçekleştiremediğinde neler yaşadığının önem taşıdığını ifade etti. “Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor” Hayattan keyif almanın doğal bir ihtiyaç olduğunu ancak mutluluğun sürekli haz arayışına indirgenemeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Uzbay, şu değerlendirmede bulundu: “Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor. Yani haz almak önemli bir şey. Hayattan haz almadan, zevk almadan hiçbirimiz yaşamayacağız. Ama hep hazdan ibaret de değil hayat. Yani mutlu olmak için sürekli haz aldığınız zaman hazza bir tolerans gelişecek belli bir süre sonra. Neden haz alacağınızı da şaşıracaksınız, yeni hazlar aramaya çalışacaksınız.” Dayanışmanın, başkalarına yardım etmenin ve bir insanın derdini paylaşmanın da yaşamdan alınan doyuma katkı sunduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay; kitap okumanın, sporun ve anlamlı amaçlar için çaba göstermenin önemine değindi. Alışveriş yaparken “Bu gerçekten ihtiyaç mı?” sorusu sorulmalı Tutkuların yöneldiği alanların sorgulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Neye tutkulu olduğunuz çok önemli.” dedi. Prof. Dr. Uzbay, ihtiyaç duyulan ürünlerin alınmasıyla gereksiz tüketimin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Benim söylemeye çalıştığım şey almamanız gereken şeyleri alıp almadığınızı sorgulamak. Yani ‘Bu gerçekten gerekiyor mu?’ demek, bir şeye, bir yere para harcarken, bir şeyi alırken ‘Bu gerçekten ihtiyaç mı?’ demek.” Telefon ve sosyal medyaya ayrılan zamanın yüz yüze ilişkilerin önüne geçmemesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Uzbay, “Çünkü bizim konuşmaya ihtiyacımız var, yazmaya ihtiyacımız var, okumaya ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı. Teknoloji kullanılırken diğer beceriler de geliştirilmeli Teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanmanın önemini belirten Prof. Dr. Uzbay, asıl meselenin bu araçlar kullanılırken diğer becerilerin ihmal edilmemesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Uzbay, “Teknolojiyi kullanmayın da demiyorum. Yapay zekâdan uzak durun demiyorum, bakın dikkat edin. Ama öteki becerilerinizi de mutlaka geliştirin, keskinleştirin.” diyerek öğrencilere kitap okumaları ve doğru bilgi kaynaklarına yönelmeleri çağrısında bulundu. Çocukların ekranlarla erken yaşta tanışmasına ilişkin Prof. Dr. Uzbay, “Bu çocuklara kitap okumayı teşvik etmemiz, elleriyle yazı yazmayı, güzel yazı yazmayı teşvik etmemiz, düşünmeyi teşvik etmemiz, soru sormalarını teşvik etmemiz ve bu şekilde bir sistem geliştirmemiz lazım.” diye konuştu. Ailede bağımlılık öyküsü olması kesin sonuç anlamına gelmiyor Ailesinde bağımlılık bulunan kişilerin mutlaka bağımlı olacağı düşüncesinin yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Ailede bağımlı birinin olması yüzde yüz bağımlı olacağınız anlamına gelmeyeceği gibi, bağımlılığa dirençli bir aileden gelmeniz sizi bağımlılıktan yüzde yüz korur diye bir kural da yok.” dedi. Bağımlılık tedavisinin çok boyutlu bir süreç olduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay, yoksunluğun yönetilmesinin yanı sıra psikososyal desteğin ve kişinin yeniden üretken bir yaşama katılmasının önemini vurguladı. Prof. Dr. Uzbay, mücadelede temel yaklaşımın “bağımlılık konusunda doğru bilgilerle toplumu donatmak, farkındalık yaratmak ve kendini nasıl koruyacağını öğretmek” olduğunu sözlerine ekledi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.92636    Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69 Tayfun Uzbay Tayfun Uzbay-Tayfun Doğan Tayfun Uzbay-Tayfun Doğan  
Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmadığını belirterek, alışveriş, oyun, kumar ve sosyal medya kullanımındaki risklere dikkat çekti. Haz ile mutluluğun birbirine karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Hepimizin zaafı var ama zaafları yönetmek gerekiyor.” dedi. Gençlerin korunmasında doğru bilgi ve eğitimin önemini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Neye tutkulu olduğunuz çok önemli.” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Laboratuvarı tarafından düzenlenen “Mental İyi Oluş Söyleşileri”nin yeni dönemdeki ilk konuğu, Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay oldu. 

Prof. Dr. Tayfun Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Hazdan Bağımlılığa-Beynin Ödül Sistemi” başlıklı söyleşide Prof. Dr. Uzbay, beynin ödül mekanizmasını, bağımlılığın gelişimini ve dijital yaşamın alışkanlıklar üzerindeki etkilerini anlattı.

Psikoloji, iletişim, felsefe, mühendislik, sosyoloji ve siyaset bilimleri gibi farklı alanlardan öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Prof. Dr. Uzbay’ın “Hazdan Bağımlılığa” kitabı üzerinden değerlendirmeler yapıldı, öğrencilerin soruları yanıtlandı.

“Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu”

Bağımlılığın değerlendirilmesinde beynin ödül sisteminin işleyişinin anlaşılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, farklı bağımlılık türlerinde ortak mekanizmaların devreye girdiğini söyledi. Prof. Dr. Uzbay, “Alışveriş bağımlılığında da oyun ve bahis bağımlılığında da ve eroin bağımlılığında da aynı beyin ödül sistemi harekete geçiyor.” dedi.

Bağımlılığın ahlaki yargılarla ele alınmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu, o sistemin bozulması, gerektiği gibi çalışamaması şeklinde bizim karşımıza çıkıyor ve bir hastalık. Bir ahlak problemi değil. Bir iradeyle filan aşılabilecek bir iş değil.” ifadelerini kullandı.

Kişilerin bağımlılığa yatkınlıklarının farklılaşabildiğini dile getiren Prof. Dr. Uzbay, sorunun yalnızca uyarılarla önlenemeyeceğini, doğru bilgi ve farkındalığın önem taşıdığını vurguladı.

Gençleri korumak için doğru bilgi ve eğitim gerekiyor

Beyinde hazla ilişkili dürtüler ile karar verme süreçleri arasındaki ilişkiyi anlatan Prof. Dr. Uzbay, gençlerin riskli davranışlara yönelmesinde gelişimsel özelliklerin de etkili olduğunu ifade etti.

Gençlere yalnızca bir davranışın zararlı olduğunu söylemenin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Uzbay, “Bir tanesi doğru eğitim, doğru bilgi ve farkındalık oluşturmak; gençlerde neye mal olacağını genci ikna edecek şekilde anlatmak gerekiyor.” diye konuştu.

Eğitimin kişinin karar verme becerilerini desteklediğine işaret eden Prof. Dr. Uzbay, bağımlılıkla mücadelede gençlerin doğru kaynaklarla buluşturulması gerektiğini söyledi.

Davranışsal bağımlılıklar hafife alınmamalı

Alışveriş bağımlılığı olarak adlandırılan “oniomani”ye de değinen Prof. Dr. Uzbay, oyun, kumar, alışveriş ve dijital kullanım alışkanlıklarının oluşturabileceği sorunların yeterince önemsenmeyebildiğini belirtti.

Ailelerin sigara kullanımını fark ettiklerinde gösterdikleri hassasiyeti, çocuklarının bilgisayar başında geçirdiği süreye ve yaptığı etkinliklere aynı ölçüde göstermeyebildiğini anlatan Prof. Dr. Uzbay, “Ama çocuk acaba odada bilgisayarın başında ne izliyor ne yapıyor ne oynuyor bu kadar derdimiz değil.” dedi.

Bağımlılığın “alışkanlık” ya da “tutku” gibi ifadelerle hafifletilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, kişinin bir davranışa ne kadar zaman ayırdığının ve onu gerçekleştiremediğinde neler yaşadığının önem taşıdığını ifade etti.

“Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor”

Hayattan keyif almanın doğal bir ihtiyaç olduğunu ancak mutluluğun sürekli haz arayışına indirgenemeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Uzbay, şu değerlendirmede bulundu:

“Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor. Yani haz almak önemli bir şey. Hayattan haz almadan, zevk almadan hiçbirimiz yaşamayacağız. Ama hep hazdan ibaret de değil hayat. Yani mutlu olmak için sürekli haz aldığınız zaman hazza bir tolerans gelişecek belli bir süre sonra. Neden haz alacağınızı da şaşıracaksınız, yeni hazlar aramaya çalışacaksınız.”

Dayanışmanın, başkalarına yardım etmenin ve bir insanın derdini paylaşmanın da yaşamdan alınan doyuma katkı sunduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay; kitap okumanın, sporun ve anlamlı amaçlar için çaba göstermenin önemine değindi.

Alışveriş yaparken “Bu gerçekten ihtiyaç mı?” sorusu sorulmalı

Tutkuların yöneldiği alanların sorgulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Neye tutkulu olduğunuz çok önemli.” dedi.

Prof. Dr. Uzbay, ihtiyaç duyulan ürünlerin alınmasıyla gereksiz tüketimin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Benim söylemeye çalıştığım şey almamanız gereken şeyleri alıp almadığınızı sorgulamak. Yani ‘Bu gerçekten gerekiyor mu?’ demek, bir şeye, bir yere para harcarken, bir şeyi alırken ‘Bu gerçekten ihtiyaç mı?’ demek.”

Telefon ve sosyal medyaya ayrılan zamanın yüz yüze ilişkilerin önüne geçmemesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Uzbay, “Çünkü bizim konuşmaya ihtiyacımız var, yazmaya ihtiyacımız var, okumaya ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Teknoloji kullanılırken diğer beceriler de geliştirilmeli

Teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanmanın önemini belirten Prof. Dr. Uzbay, asıl meselenin bu araçlar kullanılırken diğer becerilerin ihmal edilmemesi olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Uzbay, “Teknolojiyi kullanmayın da demiyorum. Yapay zekâdan uzak durun demiyorum, bakın dikkat edin. Ama öteki becerilerinizi de mutlaka geliştirin, keskinleştirin.” diyerek öğrencilere kitap okumaları ve doğru bilgi kaynaklarına yönelmeleri çağrısında bulundu.

Çocukların ekranlarla erken yaşta tanışmasına ilişkin Prof. Dr. Uzbay, “Bu çocuklara kitap okumayı teşvik etmemiz, elleriyle yazı yazmayı, güzel yazı yazmayı teşvik etmemiz, düşünmeyi teşvik etmemiz, soru sormalarını teşvik etmemiz ve bu şekilde bir sistem geliştirmemiz lazım.” diye konuştu.

Ailede bağımlılık öyküsü olması kesin sonuç anlamına gelmiyor

Ailesinde bağımlılık bulunan kişilerin mutlaka bağımlı olacağı düşüncesinin yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Ailede bağımlı birinin olması yüzde yüz bağımlı olacağınız anlamına gelmeyeceği gibi, bağımlılığa dirençli bir aileden gelmeniz sizi bağımlılıktan yüzde yüz korur diye bir kural da yok.” dedi.

Bağımlılık tedavisinin çok boyutlu bir süreç olduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay, yoksunluğun yönetilmesinin yanı sıra psikososyal desteğin ve kişinin yeniden üretken bir yaşama katılmasının önemini vurguladı. Prof. Dr. Uzbay, mücadelede temel yaklaşımın “bağımlılık konusunda doğru bilgilerle toplumu donatmak, farkındalık yaratmak ve kendini nasıl koruyacağını öğretmek” olduğunu sözlerine ekledi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.92636 

 

Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı

Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69

Tayfun Uzbay

Tayfun Uzbay-Tayfun Doğan

Tayfun Uzbay-Tayfun Doğan

 

İstanbul HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.