Propofolün kötüye kullanımına karşı izlenebilirlik ve erken müdahale önemli!

Yaşam 03.10.2026 - 12:48, Güncelleme: 03.10.2026 - 12:48
 

Propofolün kötüye kullanımına karşı izlenebilirlik ve erken müdahale önemli!

Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı açısından yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik ve stres gibi birçok faktörün rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, mesleki erişimin tek başına bağımlılık nedeni olmadığını ancak yatkınlığı bulunan kişilerde kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabileceğini söyledi.

“Deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir!” Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı açısından yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik ve stres gibi birçok faktörün rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, mesleki erişimin tek başına bağımlılık nedeni olmadığını ancak yatkınlığı bulunan kişilerde kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabileceğini söyledi.  Propofolün opioid olmamasına rağmen stres azaltıcı ve öforik etkilerinin bildirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, “Güvenli doz ile ağır solunum ve dolaşım baskılanmasına yol açabilecek toksik dozu arasındaki güvenlik aralığı oldukça dardır. Bu nedenle deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir.” dedi. Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı, bireysel yatkınlıkların yanı sıra çalışma koşulları, ilaçlara mesleki erişim ve yardım arama davranışlarını etkileyen damgalanma kaygısıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir sorun olarak dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sağlık çalışanlarında ilaç bağımlılığı riskini artıran faktörleri, propofol ve fentanil gibi ilaçların kötüye kullanım potansiyelini, hastanelerde izlenebilirliğin önemini ve Türkiye'de oluşturulabilecek meslektaş destek sistemlerini değerlendirdi. Yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri ve tükenmişlik riski artırabiliyor Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığının birçok nedeni vardır. Yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik, stres ve bazı kişilerde önceden var olan ruhsal sorunlar veya başka madde kullanım öyküsü riski artırır. Sağlık çalışanı olarak bu ilaçlara kolay erişmek riski artırsa da tek başına bağımlılık nedeni değildir. Ancak bağımlılığa yatkınlığı olan bir kişide kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabilir. Özellikle anestezi ve yoğun bakım çalışanları propofol ve güçlü opioidlerle kolay temas etmektedir. Bizim propofol üzerine yaptığımız kapsamlı derlemede de yayımlanmış olgular içinde sağlık çalışanlarının, özellikle anestezi çalışanlarının dikkat çekici biçimde öne çıktığını gördük.”dedi. Fentanilin ciddi fiziksel bağımlılık geliştirme potansiyeli yüksek Propofol ve fentanil gibi ilaçların kötüye kullanım potansiyelleri açısından bazı önemli özelliklere sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Uzbay, “Bu ilaçların ortak özelliklerinden biri, çok hızlı etki göstermeleridir. Fentanil çok güçlü bir opioid olup haz ve rahatlama oluşturabilir, ancak aynı zamanda doza bağımlı olarak solunumu baskılayarak ölümcül olabilmektedir. Etkilerine tolerans gelişir ve ciddi fiziksel bağımlılık geliştirme potansiyeli de yüksektir.”diye konuştu. Propofolde güvenli doz ile toksik doz arasındaki aralık dar Propofolün ise opioidden farklı bir ilaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Propofol ise opioid olmayıp kısa etkili bir damar içi anesteziktir. Etkisinin kısa sürmesi klinikte önemli bir avantajdır. Bu nedenle özellikle invaziv kısa süreli girişimlerde sıklıkla kullanılır ve önemli bir konfor sağlar.”ifadesinde bulundu. Bununla birlikte propofolün kötüye kullanım potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzbay, şunları söyledi: “Opioid olmamasına rağmen ilacın stres azaltıcı ve öforik etkileri de bildirilmiştir. Daha önemlisi, güvenli doz ile ağır solunum ve dolaşım baskılanmasına yol açabilecek toksik dozu arasındaki güvenlik aralığı oldukça dardır. Kişinin duyarlılığına bağlı olarak doz aşımı veya bireysel duyarlılığa bağlı olarak ağır, hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir.” Deneysel çalışmalar propofolün ödüllendirici etkilerine işaret ediyor Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) laboratuvarlarında yürüttükleri deneysel araştırmalara da değinen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Üsküdar Üniversitesi NPFUAM laboratuvarlarında gerçekleştirdiğimiz bazı deneysel çalışmalar da bu etkilerle ilişkili nörobiyolojik bir temel bulunduğunu gösteriyor. Sıçanlarda propofolün bağımlılık potansiyeli olan maddelerde gördüğümüz koşullanmış yer tercihi ve lokomotor aktivitede artış gibi uyarıcı/ödüllendirici etkileri olduğunu daha önce göstermiştik. Daha sonra yayımlanan başka deneysel çalışmalar da propofolün ödüllendirici ve bağımlılıkla ilişkili etkilerini destekleyen bulgular ortaya koydu.” şeklinde konuştu. Sağlık çalışanlarında bağımlılık bir süre gizli kalabiliyor Sağlık çalışanlarında gelişen ilaç bağımlılığının kimi zaman geç fark edilebildiğini belirten Prof. Dr. Uzbay, sağlık çalışanlarının ilaçların etkilerini, dozlarını ve çalışma ortamlarını yakından bilmelerinin kullanımın gizlenebilmesini kolaylaştırabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Uzbay, “Sağlık çalışanı ilacın etkilerini, dozlarını ve çalışma ortamını iyi bildiği için kullanımını bir süre gizleyebilir ve mesleki işlevlerini sürdürüyor gibi görünebilir. Propofolün etkisinin kısa sürmesi de fark edilmesini güçleştirebilir.” diye konuştu. “Mesleğimi kaybeder miyim?” kaygısı yardım istemeyi geciktirebilir Mesleki itibar kaybı ve damgalanma endişesinin de tedaviye başvuruyu geciktirebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Bunun yanında ‘Mesleğimi kaybeder miyim?’, ‘Çevrem ne düşünür?’ gibi kaygılar kişinin yardım istemesini geciktirebilir.” dedi. Yardım aramanın gecikmesinin yalnızca sağlık çalışanının kendisi açısından değil, hasta güvenliği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Bu durum hem tedaviyi geciktirir hem de bu sağlık personeli ile temas eden hasta güvenliği açısından riski büyütür. Burada amaç sorunu erken saptamak olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu. İlaç hastaneye girdiği andan imhasına kadar iz bırakmalı Hastanelerde kötüye kullanım potansiyeli bulunan ilaçların takibinde güçlü bir izlenebilirlik sisteminin gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay, temel yaklaşımın ilacın hastaneye girişinden kullanımına veya imhasına kadar bütün sürecin kayıt altına alınması olması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Uzbay, “Bence bu konuda temel ilke şudur: Bir ilaç hastaneye girdiği andan hastaya uygulanmasına veya kullanılmayan kısmının imhasına kadar her aşamada net bir iz bırakmalıdır.” dedi. Bu kapsamda elektronik kayıt sistemlerinin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Uzbay, şöyle devam etti: “Elektronik stok takibi, ilacı teslim alan kişinin kaydı, hangi hastaya hangi dozun uygulandığının kullanıcı ve saat bilgisiyle eşleştirilmesi, kullanılmayan miktarın kayıt altına alınması ve özellikle riskli ilaçlarda ikinci bir doğrulama olması çok önemlidir.” Tekrarlayan küçük stok uyumsuzlukları incelenmeli Stok kayıtlarıyla gerçek kullanım arasındaki uyumsuzlukların da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Uzbay, “Stok ile gerçek kullanım arasındaki küçük ama tekrarlayan uyumsuzluklar dikkatle incelenmelidir.” dedi. Bu tür denetimlerin sağlık çalışanlarını zan altında bırakmaya yönelik bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Uzbay, “Burada amaç sağlık çalışanını sürekli şüpheli olarak görmek değil hem çalışanı hem de hastayı koruyan bir sistem kurmaktır.” ifadelerini kullandı. “Propofol açısından bir düzenleme boşluğu olduğunu düşünüyorum” Propofolün birçok ülkede klasik anlamda kontrollü madde listelerinde yer almadığını belirten Prof. Dr. Uzbay, bu durumun ilacın özellikle sağlık kurumlarındaki kullanımının daha yakından izlenmesi gereğini doğurduğunu ifade etti. Prof. Dr. Uzbay, “Propofol açısından burada bir düzenleme boşluğu olduğunu düşünüyorum. Dünyanın birçok ülkesinde propofol hâlâ klasik anlamda kontrollü madde listesinde değildir. Bu durum özellikle sağlık kurumlarında ilaca erişimin ve kullanımın daha sıkı biçimde izlenmesi gereğini ortaya koymaktadır.” dedi. Propofol üzerine gerçekleştirdikleri kapsamlı derlemeye de işaret eden Prof. Dr. Uzbay, “Biz son derlememizde mevcut bilimsel veriler ışığında propofolün daha sıkı kontrol edilmesi ve kontrollü maddeler arasında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardık.” diye konuştu. Türkiye için gizlilik esaslı meslektaş destek sistemi önerisi Bağımlılık sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının yardım talep edebilecekleri, gizlilik esaslı bir meslektaş destek sisteminin Türkiye açısından önemli yararlar sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sistemin yalnızca cezalandırma temelli olmaması gerektiğini vurguladı. “Böyle bir sistemin Türkiye açısından çok yararlı olacağını düşünüyorum.” diyen Prof. Dr. Uzbay, “Sağlık çalışanının sorun ortaya çıktığında doğrudan cezalandırılacağı korkusu yerine, güvenli biçimde başvurabileceği profesyonel bir yapı bulunmalıdır.” ifadelerini kullandı. Bağımlılık psikiyatrisi, anesteziyoloji ve farmakoloji birlikte çalışmalı Oluşturulabilecek meslektaş destek programının multidisipliner bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Program; bağımlılık psikiyatrisi, işyeri hekimliği, anesteziyoloji, farmakoloji, hemşirelik ve gerektiğinde hastane eczacılığının birlikte çalıştığı bağımsız bir yapı şeklinde kurulabilir.” dedi. Başvuruların mümkün olduğunca gizli tutulmasının yardım arama davranışını kolaylaştırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Uzbay, “Hızlı değerlendirme ve tedaviye erişim sağlanmalı, tedaviden sonra da kişinin mesleğe güvenli dönüşü takip edilmelidir.” diye konuştu. Hasta güvenliğini tehdit eden durumlarda gizlilik mutlak olamaz Meslektaş destek programlarında gizlilik ilkesinin önemli olmakla birlikte hasta güvenliğinin önceliğini koruması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Elbette hasta güvenliğini tehdit eden durumlarda gizlilik mutlak olamaz. Buradaki ayrımı iyi yapmak gerekir.” dedi. Bağımlılıkla mücadelede tedavi ve denetimin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzbay, şu değerlendirmede bulundu: “En önemli nokta, tedavi ile denetimi birbirinin alternatifi olarak görmemektir. İyi bir sistem hem ilaca usulsüz erişimi zorlaştırmalı hem de bağımlılık geliştiren sağlık çalışanının yardım istemesini kolaylaştırmalıdır.” “Yalnızca kontrol sistemi kurarsanız sorun gizlenebilir” Etkili bir mücadele için hem ilaç güvenliğinin hem de sağlık çalışanlarının tedaviye erişiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sözlerini şöyle tamamladı: “Yalnızca kontrol sistemi kurarsanız sorun gizlenebilir; yalnızca tedavi sistemi kurup ilaç güvenliğini ihmal ederseniz kötüye kullanım devam edebilir, bundan hastalar da zarar görebilir.” Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve çalışma arkadaşlarının propofolün kötüye kullanım ve bağımlılık potansiyelini deneysel ve klinik veriler ışığında ele aldığı yakın tarihli kapsamlı derleme de konuya ilişkin bilimsel bulguları ortaya koyuyor. Derlemeye aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabiliyor: https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12013994/   Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.92529  
Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı açısından yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik ve stres gibi birçok faktörün rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, mesleki erişimin tek başına bağımlılık nedeni olmadığını ancak yatkınlığı bulunan kişilerde kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabileceğini söyledi.

“Deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir!”

Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı açısından yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik ve stres gibi birçok faktörün rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, mesleki erişimin tek başına bağımlılık nedeni olmadığını ancak yatkınlığı bulunan kişilerde kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabileceğini söyledi. 

Propofolün opioid olmamasına rağmen stres azaltıcı ve öforik etkilerinin bildirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, “Güvenli doz ile ağır solunum ve dolaşım baskılanmasına yol açabilecek toksik dozu arasındaki güvenlik aralığı oldukça dardır. Bu nedenle deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir.” dedi.

Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı, bireysel yatkınlıkların yanı sıra çalışma koşulları, ilaçlara mesleki erişim ve yardım arama davranışlarını etkileyen damgalanma kaygısıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir sorun olarak dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sağlık çalışanlarında ilaç bağımlılığı riskini artıran faktörleri, propofol ve fentanil gibi ilaçların kötüye kullanım potansiyelini, hastanelerde izlenebilirliğin önemini ve Türkiye'de oluşturulabilecek meslektaş destek sistemlerini değerlendirdi.

Yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri ve tükenmişlik riski artırabiliyor

Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Sağlık çalışanlarında ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığının birçok nedeni vardır. Yoğun çalışma temposu, gece nöbetleri, uyku düzensizliği, tükenmişlik, stres ve bazı kişilerde önceden var olan ruhsal sorunlar veya başka madde kullanım öyküsü riski artırır. Sağlık çalışanı olarak bu ilaçlara kolay erişmek riski artırsa da tek başına bağımlılık nedeni değildir. Ancak bağımlılığa yatkınlığı olan bir kişide kötüye kullanıma geçişi kolaylaştırabilir. Özellikle anestezi ve yoğun bakım çalışanları propofol ve güçlü opioidlerle kolay temas etmektedir. Bizim propofol üzerine yaptığımız kapsamlı derlemede de yayımlanmış olgular içinde sağlık çalışanlarının, özellikle anestezi çalışanlarının dikkat çekici biçimde öne çıktığını gördük.”dedi.

Fentanilin ciddi fiziksel bağımlılık geliştirme potansiyeli yüksek

Propofol ve fentanil gibi ilaçların kötüye kullanım potansiyelleri açısından bazı önemli özelliklere sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Uzbay, “Bu ilaçların ortak özelliklerinden biri, çok hızlı etki göstermeleridir. Fentanil çok güçlü bir opioid olup haz ve rahatlama oluşturabilir, ancak aynı zamanda doza bağımlı olarak solunumu baskılayarak ölümcül olabilmektedir. Etkilerine tolerans gelişir ve ciddi fiziksel bağımlılık geliştirme potansiyeli de yüksektir.”diye konuştu.

Propofolde güvenli doz ile toksik doz arasındaki aralık dar

Propofolün ise opioidden farklı bir ilaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Propofol ise opioid olmayıp kısa etkili bir damar içi anesteziktir. Etkisinin kısa sürmesi klinikte önemli bir avantajdır. Bu nedenle özellikle invaziv kısa süreli girişimlerde sıklıkla kullanılır ve önemli bir konfor sağlar.”ifadesinde bulundu.

Bununla birlikte propofolün kötüye kullanım potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzbay, şunları söyledi:

“Opioid olmamasına rağmen ilacın stres azaltıcı ve öforik etkileri de bildirilmiştir. Daha önemlisi, güvenli doz ile ağır solunum ve dolaşım baskılanmasına yol açabilecek toksik dozu arasındaki güvenlik aralığı oldukça dardır. Kişinin duyarlılığına bağlı olarak doz aşımı veya bireysel duyarlılığa bağlı olarak ağır, hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle deneyimli bir sağlık çalışanının bile kendi kendine propofol kullanması son derece tehlikelidir.”

Deneysel çalışmalar propofolün ödüllendirici etkilerine işaret ediyor

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) laboratuvarlarında yürüttükleri deneysel araştırmalara da değinen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Üsküdar Üniversitesi NPFUAM laboratuvarlarında gerçekleştirdiğimiz bazı deneysel çalışmalar da bu etkilerle ilişkili nörobiyolojik bir temel bulunduğunu gösteriyor. Sıçanlarda propofolün bağımlılık potansiyeli olan maddelerde gördüğümüz koşullanmış yer tercihi ve lokomotor aktivitede artış gibi uyarıcı/ödüllendirici etkileri olduğunu daha önce göstermiştik. Daha sonra yayımlanan başka deneysel çalışmalar da propofolün ödüllendirici ve bağımlılıkla ilişkili etkilerini destekleyen bulgular ortaya koydu.” şeklinde konuştu.

Sağlık çalışanlarında bağımlılık bir süre gizli kalabiliyor

Sağlık çalışanlarında gelişen ilaç bağımlılığının kimi zaman geç fark edilebildiğini belirten Prof. Dr. Uzbay, sağlık çalışanlarının ilaçların etkilerini, dozlarını ve çalışma ortamlarını yakından bilmelerinin kullanımın gizlenebilmesini kolaylaştırabileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Uzbay, “Sağlık çalışanı ilacın etkilerini, dozlarını ve çalışma ortamını iyi bildiği için kullanımını bir süre gizleyebilir ve mesleki işlevlerini sürdürüyor gibi görünebilir. Propofolün etkisinin kısa sürmesi de fark edilmesini güçleştirebilir.” diye konuştu.

“Mesleğimi kaybeder miyim?” kaygısı yardım istemeyi geciktirebilir

Mesleki itibar kaybı ve damgalanma endişesinin de tedaviye başvuruyu geciktirebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Bunun yanında ‘Mesleğimi kaybeder miyim?’, ‘Çevrem ne düşünür?’ gibi kaygılar kişinin yardım istemesini geciktirebilir.” dedi.

Yardım aramanın gecikmesinin yalnızca sağlık çalışanının kendisi açısından değil, hasta güvenliği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Bu durum hem tedaviyi geciktirir hem de bu sağlık personeli ile temas eden hasta güvenliği açısından riski büyütür. Burada amaç sorunu erken saptamak olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

İlaç hastaneye girdiği andan imhasına kadar iz bırakmalı

Hastanelerde kötüye kullanım potansiyeli bulunan ilaçların takibinde güçlü bir izlenebilirlik sisteminin gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Uzbay, temel yaklaşımın ilacın hastaneye girişinden kullanımına veya imhasına kadar bütün sürecin kayıt altına alınması olması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Uzbay, “Bence bu konuda temel ilke şudur: Bir ilaç hastaneye girdiği andan hastaya uygulanmasına veya kullanılmayan kısmının imhasına kadar her aşamada net bir iz bırakmalıdır.” dedi.

Bu kapsamda elektronik kayıt sistemlerinin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Uzbay, şöyle devam etti:

“Elektronik stok takibi, ilacı teslim alan kişinin kaydı, hangi hastaya hangi dozun uygulandığının kullanıcı ve saat bilgisiyle eşleştirilmesi, kullanılmayan miktarın kayıt altına alınması ve özellikle riskli ilaçlarda ikinci bir doğrulama olması çok önemlidir.”

Tekrarlayan küçük stok uyumsuzlukları incelenmeli

Stok kayıtlarıyla gerçek kullanım arasındaki uyumsuzlukların da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Uzbay, “Stok ile gerçek kullanım arasındaki küçük ama tekrarlayan uyumsuzluklar dikkatle incelenmelidir.” dedi.

Bu tür denetimlerin sağlık çalışanlarını zan altında bırakmaya yönelik bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Uzbay, “Burada amaç sağlık çalışanını sürekli şüpheli olarak görmek değil hem çalışanı hem de hastayı koruyan bir sistem kurmaktır.” ifadelerini kullandı.

“Propofol açısından bir düzenleme boşluğu olduğunu düşünüyorum”

Propofolün birçok ülkede klasik anlamda kontrollü madde listelerinde yer almadığını belirten Prof. Dr. Uzbay, bu durumun ilacın özellikle sağlık kurumlarındaki kullanımının daha yakından izlenmesi gereğini doğurduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Uzbay, “Propofol açısından burada bir düzenleme boşluğu olduğunu düşünüyorum. Dünyanın birçok ülkesinde propofol hâlâ klasik anlamda kontrollü madde listesinde değildir. Bu durum özellikle sağlık kurumlarında ilaca erişimin ve kullanımın daha sıkı biçimde izlenmesi gereğini ortaya koymaktadır.” dedi.

Propofol üzerine gerçekleştirdikleri kapsamlı derlemeye de işaret eden Prof. Dr. Uzbay, “Biz son derlememizde mevcut bilimsel veriler ışığında propofolün daha sıkı kontrol edilmesi ve kontrollü maddeler arasında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardık.” diye konuştu.

Türkiye için gizlilik esaslı meslektaş destek sistemi önerisi

Bağımlılık sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının yardım talep edebilecekleri, gizlilik esaslı bir meslektaş destek sisteminin Türkiye açısından önemli yararlar sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sistemin yalnızca cezalandırma temelli olmaması gerektiğini vurguladı.

“Böyle bir sistemin Türkiye açısından çok yararlı olacağını düşünüyorum.” diyen Prof. Dr. Uzbay, “Sağlık çalışanının sorun ortaya çıktığında doğrudan cezalandırılacağı korkusu yerine, güvenli biçimde başvurabileceği profesyonel bir yapı bulunmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bağımlılık psikiyatrisi, anesteziyoloji ve farmakoloji birlikte çalışmalı

Oluşturulabilecek meslektaş destek programının multidisipliner bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Program; bağımlılık psikiyatrisi, işyeri hekimliği, anesteziyoloji, farmakoloji, hemşirelik ve gerektiğinde hastane eczacılığının birlikte çalıştığı bağımsız bir yapı şeklinde kurulabilir.” dedi.

Başvuruların mümkün olduğunca gizli tutulmasının yardım arama davranışını kolaylaştırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Uzbay, “Hızlı değerlendirme ve tedaviye erişim sağlanmalı, tedaviden sonra da kişinin mesleğe güvenli dönüşü takip edilmelidir.” diye konuştu.

Hasta güvenliğini tehdit eden durumlarda gizlilik mutlak olamaz

Meslektaş destek programlarında gizlilik ilkesinin önemli olmakla birlikte hasta güvenliğinin önceliğini koruması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzbay, “Elbette hasta güvenliğini tehdit eden durumlarda gizlilik mutlak olamaz. Buradaki ayrımı iyi yapmak gerekir.” dedi.

Bağımlılıkla mücadelede tedavi ve denetimin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzbay, şu değerlendirmede bulundu:

“En önemli nokta, tedavi ile denetimi birbirinin alternatifi olarak görmemektir. İyi bir sistem hem ilaca usulsüz erişimi zorlaştırmalı hem de bağımlılık geliştiren sağlık çalışanının yardım istemesini kolaylaştırmalıdır.”

“Yalnızca kontrol sistemi kurarsanız sorun gizlenebilir”

Etkili bir mücadele için hem ilaç güvenliğinin hem de sağlık çalışanlarının tedaviye erişiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yalnızca kontrol sistemi kurarsanız sorun gizlenebilir; yalnızca tedavi sistemi kurup ilaç güvenliğini ihmal ederseniz kötüye kullanım devam edebilir, bundan hastalar da zarar görebilir.”

Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve çalışma arkadaşlarının propofolün kötüye kullanım ve bağımlılık potansiyelini deneysel ve klinik veriler ışığında ele aldığı yakın tarihli kapsamlı derleme de konuya ilişkin bilimsel bulguları ortaya koyuyor. Derlemeye aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabiliyor: https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12013994/

 

Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.92529

 

İstanbul HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.