Sanat, konuşulamayan duygulara ifade alanı açıyor

Kültür Sanat 12.10.2026 - 13:43, Güncelleme: 12.10.2026 - 13:43
 

Sanat, konuşulamayan duygulara ifade alanı açıyor

Sanat, psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde hastaların duygularını ifade etmelerine, kendilerini keşfetmelerine ve sosyal ilişkilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde hastaların ürettiği 100'ü aşkın eser, sanatın iyileşme yolculuğundaki destekleyici rolünü gözler önüne seriyor. Sanat terapisinin özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda önemli bir destek sunduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır.” dedi.

Psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde sanat, hastaların kendilerini ifade etmelerine ve duygularını düzenlemelerine yardımcı olan destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Resim, seramik, ebru ve farklı el sanatları aracılığıyla gerçekleştirilen çalışmalar, hastaların yaratıcı süreçlere katılmalarını, seçim yapmalarını, keşfetmelerini ve üretimlerini sürdürebilmelerini destekliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde gerçekleştirilen sanat çalışmaları da bu sürecin somut örneklerini ortaya koyuyor. Hastaların yaklaşık 4-5 yıllık çalışmalarının ürünü olan 100'ü aşkın eser, “Sanatın Dilinden Hayata” karma sergisinde bir araya getirildi. “Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar” Sanatın ruh sağlığı üzerindeki destekleyici rolüne dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanat terapisinin sosyal etkileşimi artırdığını ve duygu ifadesini kolaylaştırdığını belirtti. Sanatın özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda önemli bir destek sunduğunu vurgulayan Tarhan, “Bağımlılık rehabilitasyonunda sanat terapisinin kullanımının çok pratik bir değeri var. Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır. İkisini de bir rehabilitasyon amacıyla kullanmak çok önemlidir.” diye konuştu. Hastaların çizgileri ve renkleri zamanla değişiyor Ergoterapi atölyelerinde hastaların ortaya koyduğu eserler kadar, üretim sürecinde yaşadıkları değişimler de önem taşıyor. Atölye çalışmalarında bazı hastaların ilk üretimlerinde daha dağınık çizgiler ve sınırlı renk kullanımı görülürken, ilerleyen süreçte kompozisyonların belirginleştiği ve renk çeşitliliğinin arttığı gözlemleniyor. Ancak sanat eserleri tek başına bir tanı aracı olarak değerlendirilmiyor. Renk kullanımı, kompozisyon, tekrarlar, ayrıntıya odaklanma, yaratıcılık ve üretim sürecini sürdürebilme gibi unsurlar, klinik gözlemle birlikte kişinin rehabilitasyon sürecinin anlaşılmasına farklı bir pencere açabiliyor. “Renklerin dili var” Sanat çalışmalarında kullanılan renklerin ve sembollerin kişinin iç dünyasını anlamaya katkı sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Renklerin dili var gerçekten.” dedi. Renklerin kişilerde farklı duygusal çağrışımlar uyandırabildiğine dikkat çeken Tarhan, “Depresif bir kişi renklere farklı anlam yükler, manik, duygu durumu yüksek kişi farklı anlam yükler.” ifadelerini kullandı. Renklerin anlamlarının kişiden kişiye değişebileceğini vurgulayan Tarhan, “Çünkü ‘Şu renk budur.’ diye kesin bir şey söylemek doğru değil ama kişinin kişilik yapısına göre semboller kullanılıyor.” dedi. Sanatta sembol dilinin de önemli olduğunu belirten Tarhan, bir ağaç resminde köklerin veya dallardaki meyvelerin çizilip çizilmemesi gibi ayrıntıların, kişinin anlatmakta zorlandığı duygular üzerine konuşmak için bir başlangıç oluşturabildiğini ifade etti. Sanat çalışmalarının, kişinin dile dökemediği yaşantılarını paylaşmasına ve iç dünyasının anlaşılmasına katkı sağlayabildiğini söyledi. “Beynimiz müzikle beraber dans ediyor” Sanat çalışmalarında müzik, hareket, ritim ve dansın da kullanıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aslında kolumuz, bacağımız hareket ederken beynimiz de hareket ediyor. Yani beynimiz müzikle beraber dans ediyor.” diye konuştu. Müziğin duygusal ifade ve sosyal ilişkiler açısından önem taşıdığını belirten Tarhan, “Bu nedenle müziği, kişinin rahatlamasına, duygularını ifade etmesine ve sosyal bir ağ kurmasına katkı sağlamak için özellikle önemsiyoruz. Farkındalık açısından çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu. “Sanat, kişinin kendisiyle bağ kurmasını sağlıyor” Sanatın yalnızca psikiyatrik tedavi gören hastalar için değil, herkes için önemli bir kendini ifade etme aracı olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Sadece hastalar için değil, ruh sağlığı yerinde olan kişiler için de sanat; kendini tanıma, keşif, kendini ifade etme ve kendinle bağ kurma aracıdır.” dedi. NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi biriminde gerçekleştirilen çalışmaların rehabilitasyon ve sanat terapisi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Sanat Terapisti Yeşim Aslan da “Sanatın Dilinden Hayata” sergisinde yer alan 100'ü aşkın eserin yaklaşık 4-5 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirtti. “Ebru sanatıyla sözsüz iletişim kuruyoruz” Ergoterapi Ebru Eğitmeni Nesrin Ulu ise ebrunun danışanların kendilerini ifade etmelerine ve rahatlamalarına katkı sağladığını belirterek, “Renklerin büyüsüyle ebru teknemize içimizi döküyoruz. Bir yerde sözsüz iletişime giriyoruz.” dedi. Danışanların sanatı tanıdıkça estetik kaygılarının azaldığını ifade eden Ulu, bu süreçte anı yaşama ve öz farkındalık deneyimlerinin geliştiğini kaydetti. Hastaların ergoterapi atölyelerinde ortaya koyduğu resim, seramik, ebru ve farklı el sanatlarından oluşan eserler, NPİSTANBUL Hastanesi'nde “Sanatın Dilinden Hayata” sergisinde sanatseverlerle buluştu.       Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı  Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69     Prof. Dr. Nevzat Tarhan Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Sanat, psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde hastaların duygularını ifade etmelerine, kendilerini keşfetmelerine ve sosyal ilişkilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde hastaların ürettiği 100'ü aşkın eser, sanatın iyileşme yolculuğundaki destekleyici rolünü gözler önüne seriyor. Sanat terapisinin özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda önemli bir destek sunduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır.” dedi.

Psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde sanat, hastaların kendilerini ifade etmelerine ve duygularını düzenlemelerine yardımcı olan destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Resim, seramik, ebru ve farklı el sanatları aracılığıyla gerçekleştirilen çalışmalar, hastaların yaratıcı süreçlere katılmalarını, seçim yapmalarını, keşfetmelerini ve üretimlerini sürdürebilmelerini destekliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde gerçekleştirilen sanat çalışmaları da bu sürecin somut örneklerini ortaya koyuyor. Hastaların yaklaşık 4-5 yıllık çalışmalarının ürünü olan 100'ü aşkın eser, “Sanatın Dilinden Hayata” karma sergisinde bir araya getirildi.

“Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar”

Sanatın ruh sağlığı üzerindeki destekleyici rolüne dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanat terapisinin sosyal etkileşimi artırdığını ve duygu ifadesini kolaylaştırdığını belirtti.

Sanatın özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda önemli bir destek sunduğunu vurgulayan Tarhan, “Bağımlılık rehabilitasyonunda sanat terapisinin kullanımının çok pratik bir değeri var. Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır. İkisini de bir rehabilitasyon amacıyla kullanmak çok önemlidir.” diye konuştu.

Hastaların çizgileri ve renkleri zamanla değişiyor

Ergoterapi atölyelerinde hastaların ortaya koyduğu eserler kadar, üretim sürecinde yaşadıkları değişimler de önem taşıyor. Atölye çalışmalarında bazı hastaların ilk üretimlerinde daha dağınık çizgiler ve sınırlı renk kullanımı görülürken, ilerleyen süreçte kompozisyonların belirginleştiği ve renk çeşitliliğinin arttığı gözlemleniyor.

Ancak sanat eserleri tek başına bir tanı aracı olarak değerlendirilmiyor. Renk kullanımı, kompozisyon, tekrarlar, ayrıntıya odaklanma, yaratıcılık ve üretim sürecini sürdürebilme gibi unsurlar, klinik gözlemle birlikte kişinin rehabilitasyon sürecinin anlaşılmasına farklı bir pencere açabiliyor.

“Renklerin dili var”

Sanat çalışmalarında kullanılan renklerin ve sembollerin kişinin iç dünyasını anlamaya katkı sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Renklerin dili var gerçekten.” dedi.

Renklerin kişilerde farklı duygusal çağrışımlar uyandırabildiğine dikkat çeken Tarhan, “Depresif bir kişi renklere farklı anlam yükler, manik, duygu durumu yüksek kişi farklı anlam yükler.” ifadelerini kullandı.

Renklerin anlamlarının kişiden kişiye değişebileceğini vurgulayan Tarhan, “Çünkü ‘Şu renk budur.’ diye kesin bir şey söylemek doğru değil ama kişinin kişilik yapısına göre semboller kullanılıyor.” dedi.

Sanatta sembol dilinin de önemli olduğunu belirten Tarhan, bir ağaç resminde köklerin veya dallardaki meyvelerin çizilip çizilmemesi gibi ayrıntıların, kişinin anlatmakta zorlandığı duygular üzerine konuşmak için bir başlangıç oluşturabildiğini ifade etti. Sanat çalışmalarının, kişinin dile dökemediği yaşantılarını paylaşmasına ve iç dünyasının anlaşılmasına katkı sağlayabildiğini söyledi.

“Beynimiz müzikle beraber dans ediyor”

Sanat çalışmalarında müzik, hareket, ritim ve dansın da kullanıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aslında kolumuz, bacağımız hareket ederken beynimiz de hareket ediyor. Yani beynimiz müzikle beraber dans ediyor.” diye konuştu.

Müziğin duygusal ifade ve sosyal ilişkiler açısından önem taşıdığını belirten Tarhan, “Bu nedenle müziği, kişinin rahatlamasına, duygularını ifade etmesine ve sosyal bir ağ kurmasına katkı sağlamak için özellikle önemsiyoruz. Farkındalık açısından çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanat, kişinin kendisiyle bağ kurmasını sağlıyor”

Sanatın yalnızca psikiyatrik tedavi gören hastalar için değil, herkes için önemli bir kendini ifade etme aracı olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Sadece hastalar için değil, ruh sağlığı yerinde olan kişiler için de sanat; kendini tanıma, keşif, kendini ifade etme ve kendinle bağ kurma aracıdır.” dedi.

NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi biriminde gerçekleştirilen çalışmaların rehabilitasyon ve sanat terapisi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Sanat Terapisti Yeşim Aslan da “Sanatın Dilinden Hayata” sergisinde yer alan 100'ü aşkın eserin yaklaşık 4-5 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirtti.

“Ebru sanatıyla sözsüz iletişim kuruyoruz”

Ergoterapi Ebru Eğitmeni Nesrin Ulu ise ebrunun danışanların kendilerini ifade etmelerine ve rahatlamalarına katkı sağladığını belirterek, “Renklerin büyüsüyle ebru teknemize içimizi döküyoruz. Bir yerde sözsüz iletişime giriyoruz.” dedi.

Danışanların sanatı tanıdıkça estetik kaygılarının azaldığını ifade eden Ulu, bu süreçte anı yaşama ve öz farkındalık deneyimlerinin geliştiğini kaydetti.

Hastaların ergoterapi atölyelerinde ortaya koyduğu resim, seramik, ebru ve farklı el sanatlarından oluşan eserler, NPİSTANBUL Hastanesi'nde “Sanatın Dilinden Hayata” sergisinde sanatseverlerle buluştu.

 

 

 

Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı 

Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69

 

 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

İstanbul HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.