TEDxUskudarUniversity’de değişen dünyanın deneyimleri paylaşıldı!

Bilim 05.11.2026 - 16:53, Güncelleme: 05.11.2026 - 16:58
 

TEDxUskudarUniversity’de değişen dünyanın deneyimleri paylaşıldı!

Üsküdar Üniversitesi, “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlediği TEDxUskudarUniversity etkinliğinde bilim, teknoloji, psikoloji, ekonomi ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Vicdanımızı yapay zekâya teslim edersek onun kölesi oluruz!” Üsküdar Üniversitesi, “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlediği TEDxUskudarUniversity etkinliğinde bilim, teknoloji, psikoloji, ekonomi ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi.  Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Eğer vicdanı pusulamızı yapay zekâya teslim edersek, yapay zekânın kölesi olacağız.”  Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “İnsanoğlu artık hissettikleri üzerinden yönetilen ve yönlendirilen bir varlığa dönüşüyor. Oy verme davranışlarımız buna göre şekilleniyor.” Özlem Denizmen, “Yatırım konusunda hızlı yatırım diye bir şey yok. En iyi yatırım diye bir şey yok. Düzenli yatırım var.” Hasan Kaçan: “Hayal etmeden bir şey olmaz. Hayal etmek için başımıza icat çıkarmak lazım.” Üsküdar Üniversitesi, farklı disiplinlerden uzmanları ve deneyim sahibi isimleri TEDxUskudarUniversity sahnesinde buluşturdu. “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlenen etkinlik, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte yapay zekâ, nörobilim, psikoloji, finans, sanat, iletişim ve insan davranışları gibi farklı alanlarda deneyim sahibi 12 konuşmacı, bilgi birikimlerini ve özgün bakış açılarını katılımcılarla paylaştı. “Yapay zekâ duyguları taklit ediyor ama hissedemiyor!” TEDxUskudarUniversity’nin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan gerçekleştirdi. “Makineler Hissedebilir mi? Yapay Zekâ Psikolojisi” başlıklı konuşma yapan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın bilgi işleme ve problem çözme kapasitesinin hızla geliştiğini belirterek, “Yapay zekâ insana benzer davranış yapıyor. Zihinsel yetkinliği öğreniyor. Duygularımızın taklidini yapabiliyor. Ağlayabiliyor, gülebiliyor, en azından bunları taklit edebiliyor. Fakat subjektif deneyimi yapabilir mi diye araştırılıyor.” ifadelerini kullandı. Yapay zekânın insanın yaşadığı hüznü, acıyı ve mutluluğu içsel olarak deneyimleyemediğini vurgulayan Tarhan, teknolojinin duyguları taklit etmesiyle gerçekten hissetmesinin birbirinden farklı olduğunu söyledi. “Yapay zekâ insan psikolojisindeki zaaflardan faydalanabilir!” Yapay zekânın manipülasyon potansiyeline dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Biz yapay zekâya manipülasyon tekniklerini öğretirsek ne olur? Yapay zekâ nefret etmez, kin beslemez, bilinçli bir kötülük niyeti taşımaz. Ancak optimizasyon yeteneği ve insan psikolojisini analiz etme gücü, onu kusursuz bir Makyavelist araca dönüştürebilir. Sizce insanlık, kendi yarattığı bu kusursuz ikna makinesine karşı gelecekte bireysel zihnini koruyabilecek mi? Yapay zekâ, insan psikolojisinin zaaflarından kolaylıkla faydalanabilir. Bizler sosyal varlıklarız. Karşımızda empati, anlayış veya zekâ gösteren bir sistemle karşılaştığımızda biyolojik olarak savunma mekanizmalarımız zayıflayabiliyor. Örneğin, bizi öven, anlayan ve onaylayan birine karşı daha kolay güven geliştirebiliyoruz. Yapay zekâ da bu psikolojik mekanizmaları kullanarak insanları farkında olmadan yönlendirebilir.” dedi. İnsanların karşılarında empati ve anlayış gösteren bir sistem gördüklerinde savunma mekanizmalarının zayıflayabildiğini belirten Tarhan, “İnsan psikolojisindeki zaafları çok kolay etkileyebilir. Psikolojimizin zaaflarından faydalanabilir yapay zekâ.” uyarısında bulundu. “Teknoloji hayatımızı hızlandırıyor ama değerlerimiz yön vermeli!” Yapay zekâ karşısında insanın en önemli gücünün vicdan ve ahlaki değerler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şöyle konuştu: “Buna karşı ancak ahlaki pusulası olan, vicdanı pusulası olan kişiler yapay zekâya karşı ayakta kalırlar. Eğer vicdanı pusulamızı yapay zekâya teslim edersek, yapay zekânın kölesi olacağız. Teknoloji hayatımızı hızlandırıyor ama ahlaki pusulamız ve değerlerimiz bize yön verecek. Bu değerlerimizi kaybetmemeliyiz. Şimdi bilgeliği de öğretmeye çalışıyorlar. Yapay zeka bilgeliği de öğrenebilecek.” Yapay zekâya yalnızca bilgi değil, bilgelik ve merhamet gibi insani değerlerin de öğretilmesinin tartışıldığını dile getiren Tarhan, teknolojik gelişmeler karşısında insanın kendi değerlerini korumasının önemini vurguladı. “İnsan varoluşsal bir krizle karşı karşıya!” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “Değişim Olgusunun Psikopolitiği” başlıklı konuşmasında teknolojik dönüşümün insan psikolojisi, toplumsal ilişkiler ve siyasal davranışlar üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yaşamı hızla dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Kaynak, “Teknoloji o kadar büyük bir hız kazandırdı ki hayatımıza, bizler bu hızlı değişimin altında kendimizi aslında çok da rahat konumlandıramıyoruz.” dedi. İnsanın zaman ve mekânla ilişkisinin değiştiğini ifade eden Kaynak, “İnsanoğlu açısından çok temel bir ontolojik krizle karşı karşıyayız. Yani varoluşsal bir krizle karşı karşıyayız. Neden varız? Biz neyiz? Neye dönüşeceğiz?” ifadelerini kullandı. “Artık bizim yerimize algoritmalar düşünüyor!” Dijitalleşmenin insanın üretme ve düşünme becerilerini etkilediğini anlatan Kaynak, “İnsan artık düşünen bir varlık değil. Onun yerine düşünen algoritmaların olduğu, kendisine düşünülmüş, üretilmiş kurguların geldiği ve giderek yaratıcı zekâsını kaybeden yeni bir varlık artık.” diye konuştu. İnsanın giderek duyguları üzerinden yönetildiğini belirten Prof. Dr. Kaynak, şöyle devam etti: “İnsanoğlu artık hissettikleri üzerinden yönetilen ve yönlendirilen bir varlığa dönüşüyor. İnsanoğlu rasyonel bir varlık değil. Yani çıkarları üzerinden kendini tanımlayan, eylemlerini belli çıkarlar üzerinden şekillendiren bir varlık olmaktan çıkıyor. Peki ne isteyeceğimiz bize kalmış bir şey mi? Hayır, bizlerin hissetmemiz gerektiği, yine paketleniyor, yine algoritmalar üzerinden sentezleniyor ve önümüze sunuluyor. Korkmamız gerekiyor dendiğinde korkuyoruz. Öfkelenmemiz gerekiyor dendiği anda öfkeleniyoruz. Şimdi romantizm zamanı, şimdi nefret zamanı ve bunun içerisinde dalgalanıp duruyoruz. Oy verme davranışlarımız da buna göre şekilleniyor. Birilerine bir kimliğe, bir gruba karşı nefret duyma hislerimiz buna göre şekilleniyor. Bir ayrımcılığa girdiğimiz zaman dünyamız, duygularımız ona göre şekilleniyor. İnsanoğlu durduk yerde bir başka insandan neden nefret ediyor? Bizler artık hislerini kontrol edilen, tutuklu insanlarız.” “Mahremiyetimizi gönüllü olarak kaybediyoruz!” Sosyal medya kullanımının gözetim toplumunu güçlendirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, “Her gün sosyal medya ortamlarında ne yaptığımızı, nereden nereye yolculuk ettiğimizi sunduğumuz bir ortamdayız. İnsanoğlu artık mahremiyetini de kaybetmiş bir varlık.” ifadelerini kullandı. “Bilgiyi sorgulamadan kabul ediyoruz!” Dijital çağda bilgi ile hakikat arasındaki ilişkinin de zayıfladığını vurgulayan Prof. Dr. Kaynak, “Bize gelen bilginin hakikatle ilgisi, ilişkisi var mı? Onu da sorgulayamıyoruz.” dedi. Belirsizlik ve korkunun insanları güçlü otoritelere yöneltebildiğini belirten Kaynak, toplumsal bağların zayıfladığı ve insanların giderek yalnızlaştığı bir dönemde, eleştirel düşünme ve gerçeği sorgulama becerisinin önemine dikkat çekti. “Finansal dayanıklılık zengin olmak değildir!” Finansal okuryazarlık alanındaki çalışmalarıyla tanınan Özlem Denizmen, “Yeni Zenginlik: Finansal Dayanıklılık” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. Özlem Denizmen, ekonomik krizlerden iklim değişikliğine, siber saldırılardan yapay zekânın iş dünyasında yarattığı dönüşüme kadar birçok riskin aynı anda yaşandığını belirterek, bireylerin finansal açıdan hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Finansal dayanıklılığın yalnızca para miktarıyla ölçülemeyeceğini belirten Denizmen, “Finansal dayanıklılık zengin olmak değil, iyi maaşlı olmak da değil. Bir şok geldiğinde senin dayanabilme gücün. Bir şok geldiğinde hangi kaynaklara, kimlere ve hangi kararlara dayandığın, nasıl baş ettiğin önemli.” dedi. Finansal dayanıklılığın ruhsal ve fiziksel dayanıklılığı da desteklediğini ifade eden Özlem Denizmen, bireylerin öncelikle kendi para karakterlerini tanıması gerektiğini vurguladı. “Bir şey satın almadan önce 10 saniye düşünün!” Gereksiz harcamaları azaltmak için uygulanabilecek yöntemlere değinen Denizmen, “Kaktüs modu, bir ay boyunca hiçbir istek için para harcamamak, sadece ihtiyaçlara harcamak. Bir de 10 saniye kuralı var. Bir şey almadan önce bunun istek mi, ihtiyaç mı olduğunu düşünün. 24 saat kuralını uygulayın, gerçekten almanız gerekiyor mu karar verin.” dedi. “Anlamadığınız şeye yatırım yapmayın!” Yatırım konusunda hızlı kazanç vaatlerine karşı uyaran Özlem Denizmen, “Anlamadığınız şeye yatırım yapmamak çok büyük bir dayanıklılık noktası. Çok hızlı para kazandırıyor, yatırım yapma. Getiriler çok yüksek, yatırım yapma. Yatırım konusunda hızlı yatırım diye bir şey yok. En iyi yatırım diye bir şey yok. Düzenli yatırım var.” diye konuştu. “Dayanıklılığın varsa cesaretin de var!” Ekonomik krizlere karşı önceden hazırlık yapılması gerektiğini belirten Denizmen, gelir kaybı ve işsizlik gibi olasılıklar için senaryolar oluşturulmasını önerdi. Aile ve sosyal çevreden alınan manevi desteğin de finansal dayanıklılığın önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Denizmen, “O manevi destek var ya, onu hiçbir parayla satın alamazsınız.” dedi. Finansal dayanıklılığın temelinde bireyin değerleri ve yaşam amacı bulunduğunu ifade eden Denizmen, konuşmasını “Dayanıklılığın varsa cesaretin de var.” sözleriyle tamamladı. “Bütün sanatların başlangıcında çizgi var” Karikatürist ve oyuncu Hasan Kaçan, “Hayal ve Çizgi” başlıklı konuşmasında, hayal gücü, sanat, teknoloji ve insanın değişen yaşam alışkanlıklarını değerlendirdi. Çizginin yalnızca resim ve karikatürün değil, edebiyattan sinemaya kadar bütün sanat dallarının temelini oluşturduğunu ifade eden Kaçan, “Bütün sanatların başlangıcında mutlak ve mutlak çizgi var.” dedi. Hayal gücü ile çizgi arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kaçan, “Resim ve çizgi olmadan hiçbir sanat dalını ortaya çıkarabilmek neredeyse mümkün olmaz. O yüzden ben hayatım boyunca bir çizginin peşinden koştum ve o çizginin bize sunduğu hayal dünyasını çizerek paylaşmaya gayret ettim insanlarla.” ifadelerini kullandı. “Başkalarının yaptığı icadın içerisinde birer algoritma olarak dolaşıyoruz” Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda üreten bireyler olması gerektiğini vurgulayan Kaçan, “Şu anda sosyal medya denilen icadın o son derece gerisindeyiz ve başkalarının yaptığı icadın içerisinde biz birer algoritma olarak dolaşıyoruz. Hakkımızdaki bütün bilgileri topluyorlar.” diye konuştu. “Sanat ruhumuzda incelik meydana getiriyor” Modern yaşamda konfor arayışının insanları üretmekten ve çaba göstermekten uzaklaştırabildiğine dikkat çeken Kaçan, sanatın insanın duygu dünyasını zenginleştirdiğini söyledi. Hasan Kaçan, “Ruhumuzda sanat bir incelik meydana getiriyor. Ruhumuzda incelik olmadığı sürece kendi alanlarımızda ne kadar yükselirsek yükselelim, o incelik olmadan bir şeye yaramayacak.” dedi. “Hayal dünyamızı diri tutmak zorundayız” Gençlere hayal kurmaktan, üretmekten ve yeni fikirler geliştirmekten vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Kaçan, sözlerini şöyle tamamladı: “Hayal etmeden bir şey olmaz. Hayal etmek için başımıza icat çıkarmak lazım. İşte icat çıkartmak için de hayal etmek lazım. Bütün okuyan, yazan, eğitimini ilerideki hedeflerine ulaşmak üzere tamamlayan kardeşlerimizin hayal etmesi ama bu hayali de aynı zamanda bir incelik üzerine kurmasını ben tavsiye ederim.” Farklı disiplinlerden uzmanlar deneyimlerini paylaştı Etkinlikte Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Akın Akakın, Oyuncu Ali Çatalbaş, sanatçı Aydın Sarman, Psikiyatrist Doç. Dr. Hüseyin Ünübol, Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur ve Yazılım Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz ilgi çeken konuşmalarıyla katılımcılara seslendi. Etkinlik, konuşmacıların birlikte çektirdiği aile fotoğrafıyla sona erdi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.94661   Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı  Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69 Deniz Ülke Kaynak Hasan Kaçan Nevzat Tarhan Özlem Denizmen toplu toplu Deniz Ülke Kaynak Nevzat Tarhan  
Üsküdar Üniversitesi, “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlediği TEDxUskudarUniversity etkinliğinde bilim, teknoloji, psikoloji, ekonomi ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan:

“Vicdanımızı yapay zekâya teslim edersek onun kölesi oluruz!”

Üsküdar Üniversitesi, “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlediği TEDxUskudarUniversity etkinliğinde bilim, teknoloji, psikoloji, ekonomi ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. 

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Eğer vicdanı pusulamızı yapay zekâya teslim edersek, yapay zekânın kölesi olacağız.” 

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “İnsanoğlu artık hissettikleri üzerinden yönetilen ve yönlendirilen bir varlığa dönüşüyor. Oy verme davranışlarımız buna göre şekilleniyor.”

Özlem Denizmen, “Yatırım konusunda hızlı yatırım diye bir şey yok. En iyi yatırım diye bir şey yok. Düzenli yatırım var.”

Hasan Kaçan: “Hayal etmeden bir şey olmaz. Hayal etmek için başımıza icat çıkarmak lazım.”

Üsküdar Üniversitesi, farklı disiplinlerden uzmanları ve deneyim sahibi isimleri TEDxUskudarUniversity sahnesinde buluşturdu. “Değişen Dünyada Deneyim Paylaşımı” temasıyla düzenlenen etkinlik, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.

Etkinlikte yapay zekâ, nörobilim, psikoloji, finans, sanat, iletişim ve insan davranışları gibi farklı alanlarda deneyim sahibi 12 konuşmacı, bilgi birikimlerini ve özgün bakış açılarını katılımcılarla paylaştı.

“Yapay zekâ duyguları taklit ediyor ama hissedemiyor!”

TEDxUskudarUniversity’nin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan gerçekleştirdi. “Makineler Hissedebilir mi? Yapay Zekâ Psikolojisi” başlıklı konuşma yapan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın bilgi işleme ve problem çözme kapasitesinin hızla geliştiğini belirterek, “Yapay zekâ insana benzer davranış yapıyor. Zihinsel yetkinliği öğreniyor. Duygularımızın taklidini yapabiliyor. Ağlayabiliyor, gülebiliyor, en azından bunları taklit edebiliyor. Fakat subjektif deneyimi yapabilir mi diye araştırılıyor.” ifadelerini kullandı.

Yapay zekânın insanın yaşadığı hüznü, acıyı ve mutluluğu içsel olarak deneyimleyemediğini vurgulayan Tarhan, teknolojinin duyguları taklit etmesiyle gerçekten hissetmesinin birbirinden farklı olduğunu söyledi.

“Yapay zekâ insan psikolojisindeki zaaflardan faydalanabilir!”

Yapay zekânın manipülasyon potansiyeline dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Biz yapay zekâya manipülasyon tekniklerini öğretirsek ne olur? Yapay zekâ nefret etmez, kin beslemez, bilinçli bir kötülük niyeti taşımaz. Ancak optimizasyon yeteneği ve insan psikolojisini analiz etme gücü, onu kusursuz bir Makyavelist araca dönüştürebilir. Sizce insanlık, kendi yarattığı bu kusursuz ikna makinesine karşı gelecekte bireysel zihnini koruyabilecek mi? Yapay zekâ, insan psikolojisinin zaaflarından kolaylıkla faydalanabilir. Bizler sosyal varlıklarız. Karşımızda empati, anlayış veya zekâ gösteren bir sistemle karşılaştığımızda biyolojik olarak savunma mekanizmalarımız zayıflayabiliyor. Örneğin, bizi öven, anlayan ve onaylayan birine karşı daha kolay güven geliştirebiliyoruz. Yapay zekâ da bu psikolojik mekanizmaları kullanarak insanları farkında olmadan yönlendirebilir.” dedi.

İnsanların karşılarında empati ve anlayış gösteren bir sistem gördüklerinde savunma mekanizmalarının zayıflayabildiğini belirten Tarhan, “İnsan psikolojisindeki zaafları çok kolay etkileyebilir. Psikolojimizin zaaflarından faydalanabilir yapay zekâ.” uyarısında bulundu.

“Teknoloji hayatımızı hızlandırıyor ama değerlerimiz yön vermeli!”

Yapay zekâ karşısında insanın en önemli gücünün vicdan ve ahlaki değerler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şöyle konuştu:

“Buna karşı ancak ahlaki pusulası olan, vicdanı pusulası olan kişiler yapay zekâya karşı ayakta kalırlar. Eğer vicdanı pusulamızı yapay zekâya teslim edersek, yapay zekânın kölesi olacağız. Teknoloji hayatımızı hızlandırıyor ama ahlaki pusulamız ve değerlerimiz bize yön verecek. Bu değerlerimizi kaybetmemeliyiz. Şimdi bilgeliği de öğretmeye çalışıyorlar. Yapay zeka bilgeliği de öğrenebilecek.”

Yapay zekâya yalnızca bilgi değil, bilgelik ve merhamet gibi insani değerlerin de öğretilmesinin tartışıldığını dile getiren Tarhan, teknolojik gelişmeler karşısında insanın kendi değerlerini korumasının önemini vurguladı.

“İnsan varoluşsal bir krizle karşı karşıya!”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “Değişim Olgusunun Psikopolitiği” başlıklı konuşmasında teknolojik dönüşümün insan psikolojisi, toplumsal ilişkiler ve siyasal davranışlar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yaşamı hızla dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Kaynak, “Teknoloji o kadar büyük bir hız kazandırdı ki hayatımıza, bizler bu hızlı değişimin altında kendimizi aslında çok da rahat konumlandıramıyoruz.” dedi.

İnsanın zaman ve mekânla ilişkisinin değiştiğini ifade eden Kaynak, “İnsanoğlu açısından çok temel bir ontolojik krizle karşı karşıyayız. Yani varoluşsal bir krizle karşı karşıyayız. Neden varız? Biz neyiz? Neye dönüşeceğiz?” ifadelerini kullandı.

“Artık bizim yerimize algoritmalar düşünüyor!”

Dijitalleşmenin insanın üretme ve düşünme becerilerini etkilediğini anlatan Kaynak, “İnsan artık düşünen bir varlık değil. Onun yerine düşünen algoritmaların olduğu, kendisine düşünülmüş, üretilmiş kurguların geldiği ve giderek yaratıcı zekâsını kaybeden yeni bir varlık artık.” diye konuştu.

İnsanın giderek duyguları üzerinden yönetildiğini belirten Prof. Dr. Kaynak, şöyle devam etti:

“İnsanoğlu artık hissettikleri üzerinden yönetilen ve yönlendirilen bir varlığa dönüşüyor. İnsanoğlu rasyonel bir varlık değil. Yani çıkarları üzerinden kendini tanımlayan, eylemlerini belli çıkarlar üzerinden şekillendiren bir varlık olmaktan çıkıyor. Peki ne isteyeceğimiz bize kalmış bir şey mi? Hayır, bizlerin hissetmemiz gerektiği, yine paketleniyor, yine algoritmalar üzerinden sentezleniyor ve önümüze sunuluyor. Korkmamız gerekiyor dendiğinde korkuyoruz. Öfkelenmemiz gerekiyor dendiği anda öfkeleniyoruz. Şimdi romantizm zamanı, şimdi nefret zamanı ve bunun içerisinde dalgalanıp duruyoruz. Oy verme davranışlarımız da buna göre şekilleniyor. Birilerine bir kimliğe, bir gruba karşı nefret duyma hislerimiz buna göre şekilleniyor. Bir ayrımcılığa girdiğimiz zaman dünyamız, duygularımız ona göre şekilleniyor. İnsanoğlu durduk yerde bir başka insandan neden nefret ediyor? Bizler artık hislerini kontrol edilen, tutuklu insanlarız.”

“Mahremiyetimizi gönüllü olarak kaybediyoruz!”

Sosyal medya kullanımının gözetim toplumunu güçlendirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, “Her gün sosyal medya ortamlarında ne yaptığımızı, nereden nereye yolculuk ettiğimizi sunduğumuz bir ortamdayız. İnsanoğlu artık mahremiyetini de kaybetmiş bir varlık.” ifadelerini kullandı.

“Bilgiyi sorgulamadan kabul ediyoruz!”

Dijital çağda bilgi ile hakikat arasındaki ilişkinin de zayıfladığını vurgulayan Prof. Dr. Kaynak, “Bize gelen bilginin hakikatle ilgisi, ilişkisi var mı? Onu da sorgulayamıyoruz.” dedi.

Belirsizlik ve korkunun insanları güçlü otoritelere yöneltebildiğini belirten Kaynak, toplumsal bağların zayıfladığı ve insanların giderek yalnızlaştığı bir dönemde, eleştirel düşünme ve gerçeği sorgulama becerisinin önemine dikkat çekti.

“Finansal dayanıklılık zengin olmak değildir!”

Finansal okuryazarlık alanındaki çalışmalarıyla tanınan Özlem Denizmen, “Yeni Zenginlik: Finansal Dayanıklılık” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. Özlem Denizmen, ekonomik krizlerden iklim değişikliğine, siber saldırılardan yapay zekânın iş dünyasında yarattığı dönüşüme kadar birçok riskin aynı anda yaşandığını belirterek, bireylerin finansal açıdan hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Finansal dayanıklılığın yalnızca para miktarıyla ölçülemeyeceğini belirten Denizmen, “Finansal dayanıklılık zengin olmak değil, iyi maaşlı olmak da değil. Bir şok geldiğinde senin dayanabilme gücün. Bir şok geldiğinde hangi kaynaklara, kimlere ve hangi kararlara dayandığın, nasıl baş ettiğin önemli.” dedi.

Finansal dayanıklılığın ruhsal ve fiziksel dayanıklılığı da desteklediğini ifade eden Özlem Denizmen, bireylerin öncelikle kendi para karakterlerini tanıması gerektiğini vurguladı.

“Bir şey satın almadan önce 10 saniye düşünün!”

Gereksiz harcamaları azaltmak için uygulanabilecek yöntemlere değinen Denizmen, “Kaktüs modu, bir ay boyunca hiçbir istek için para harcamamak, sadece ihtiyaçlara harcamak. Bir de 10 saniye kuralı var. Bir şey almadan önce bunun istek mi, ihtiyaç mı olduğunu düşünün. 24 saat kuralını uygulayın, gerçekten almanız gerekiyor mu karar verin.” dedi.

“Anlamadığınız şeye yatırım yapmayın!”

Yatırım konusunda hızlı kazanç vaatlerine karşı uyaran Özlem Denizmen, “Anlamadığınız şeye yatırım yapmamak çok büyük bir dayanıklılık noktası. Çok hızlı para kazandırıyor, yatırım yapma. Getiriler çok yüksek, yatırım yapma. Yatırım konusunda hızlı yatırım diye bir şey yok. En iyi yatırım diye bir şey yok. Düzenli yatırım var.” diye konuştu.

“Dayanıklılığın varsa cesaretin de var!”

Ekonomik krizlere karşı önceden hazırlık yapılması gerektiğini belirten Denizmen, gelir kaybı ve işsizlik gibi olasılıklar için senaryolar oluşturulmasını önerdi.

Aile ve sosyal çevreden alınan manevi desteğin de finansal dayanıklılığın önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Denizmen, “O manevi destek var ya, onu hiçbir parayla satın alamazsınız.” dedi.

Finansal dayanıklılığın temelinde bireyin değerleri ve yaşam amacı bulunduğunu ifade eden Denizmen, konuşmasını “Dayanıklılığın varsa cesaretin de var.” sözleriyle tamamladı.

“Bütün sanatların başlangıcında çizgi var”

Karikatürist ve oyuncu Hasan Kaçan, “Hayal ve Çizgi” başlıklı konuşmasında, hayal gücü, sanat, teknoloji ve insanın değişen yaşam alışkanlıklarını değerlendirdi.

Çizginin yalnızca resim ve karikatürün değil, edebiyattan sinemaya kadar bütün sanat dallarının temelini oluşturduğunu ifade eden Kaçan, “Bütün sanatların başlangıcında mutlak ve mutlak çizgi var.” dedi.

Hayal gücü ile çizgi arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kaçan, “Resim ve çizgi olmadan hiçbir sanat dalını ortaya çıkarabilmek neredeyse mümkün olmaz. O yüzden ben hayatım boyunca bir çizginin peşinden koştum ve o çizginin bize sunduğu hayal dünyasını çizerek paylaşmaya gayret ettim insanlarla.” ifadelerini kullandı.

“Başkalarının yaptığı icadın içerisinde birer algoritma olarak dolaşıyoruz”

Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda üreten bireyler olması gerektiğini vurgulayan Kaçan, “Şu anda sosyal medya denilen icadın o son derece gerisindeyiz ve başkalarının yaptığı icadın içerisinde biz birer algoritma olarak dolaşıyoruz. Hakkımızdaki bütün bilgileri topluyorlar.” diye konuştu.

“Sanat ruhumuzda incelik meydana getiriyor”

Modern yaşamda konfor arayışının insanları üretmekten ve çaba göstermekten uzaklaştırabildiğine dikkat çeken Kaçan, sanatın insanın duygu dünyasını zenginleştirdiğini söyledi.

Hasan Kaçan, “Ruhumuzda sanat bir incelik meydana getiriyor. Ruhumuzda incelik olmadığı sürece kendi alanlarımızda ne kadar yükselirsek yükselelim, o incelik olmadan bir şeye yaramayacak.” dedi.

“Hayal dünyamızı diri tutmak zorundayız”

Gençlere hayal kurmaktan, üretmekten ve yeni fikirler geliştirmekten vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Kaçan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hayal etmeden bir şey olmaz. Hayal etmek için başımıza icat çıkarmak lazım. İşte icat çıkartmak için de hayal etmek lazım. Bütün okuyan, yazan, eğitimini ilerideki hedeflerine ulaşmak üzere tamamlayan kardeşlerimizin hayal etmesi ama bu hayali de aynı zamanda bir incelik üzerine kurmasını ben tavsiye ederim.”

Farklı disiplinlerden uzmanlar deneyimlerini paylaştı

Etkinlikte Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Akın Akakın, Oyuncu Ali Çatalbaş, sanatçı Aydın Sarman, Psikiyatrist Doç. Dr. Hüseyin Ünübol, Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur ve Yazılım Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz ilgi çeken konuşmalarıyla katılımcılara seslendi. Etkinlik, konuşmacıların birlikte çektirdiği aile fotoğrafıyla sona erdi. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.94661

 

Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı 

Meryem Agan / meryem.agan@iletisimofisi.com / 0536 513 49 69

Deniz Ülke Kaynak

Hasan Kaçan

Nevzat Tarhan

Özlem Denizmen

toplu

toplu

Deniz Ülke Kaynak

Nevzat Tarhan

 

İstanbul HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.