Türkiye’de eğitimciler ayakta..

Eğitim 16.04.2026 - 12:33, Güncelleme: 16.04.2026 - 12:33
 

Türkiye’de eğitimciler ayakta..

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullardaki silahlı katliamlarla birlikte Eğitim-Sen ve Eğitim-İş ülke genelinde iş bırakma ve oturma eylemlerine başladı

Ahmet ÜNSAL/Manisa Bir öğrencinin Şanlıurfa’da okula silah gelip onlarca öğretmen, öğrenci,polisi hedef alan saldırıyla başlayan ertesi günde Kahraman Maraş’ta yine bir başka öğrenci babasına ait silahlarla okula girip saldırıda bulunarak öğretmen, öğrenci olmak üzere 9 kişinin yaşamına son vermesiyle ülkedeki sendikalar iki gün boyunca iş bırakma ve  Milli Eğitim Bakanlığı, illerde Milli Eğitim Müdürlükleri,İlçe Müdürlükleri önlerinde oturma eylemleri başlattı.     Manisa’da Eğitim-Sen, Eğitim-İş öncülüğünde iki gün boyunca iş bırakma eylemi ile başlayan tepki eylemlerini Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ardından da oturma eylemi gerçekleştirdi. “Artık Yeter ! Bıçak Kemikte” başlığı altındaki basın açıklamasını Eğitim Sen adına Mehmet Ramazan, Eğitim iş adına Aziz Deniz Oğuz’a okudu.    Siyasi Partilerin, sendikaların temsilcilerin yanı sıra çok sayıda öğretmenin katılım sağladığı Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki oturma eylemi boyunca öğretmenler ellerindeki Dövizlerle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifa davet etti.    Eylemin sürdüğü anlarda Milli Eğitim Müdürlüğündeki diğer personel ise ofislerinden pencerelere çıkarak alkışlarla destek verdi. Vatandaşlarında destek verdiği eylemde çocuklarda öğretmen anneleriyle birlikte eylemde idi.    Eğitim Sen adına Mehmet Ramazan, Eğitim iş adına Aziz Deniz Oğuz, yaptıkları açıklamada;  “Artık yeter! bıçak kemikte! 14 Nisan’da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yaşanan saldırının ardından dünde Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık ortaokulunda  hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırı da 8 öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti yaralı sayısı ise 13.  Önceki gün yaşanan saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, 10 öğrenci 4 öğretmen, 1 polis memuru ve 1 kantin görevlisinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştı. Bahsettiğimiz şey yalnızca bir rakamdan ibaret değil. Her biri ayrı birer dünya olan ömürlerinin henüz ilk baharında   karartılmış hayatlardan bahsediyoruz. 15 yaşında bir çocuk okula 5 tabanca 7 şarjör ile geliyor öğretmenini ve arkadaşlarını öldürüyorsa burada eğitim sistemini ve eğitim politikalarını sorgulamak ve tüm bunların sorumlularının gereğini yapması gerekir. Tüm bu yaşananlar sorunun ne kadar kronik olduğunu ve eğitim alanının ne hale getirildiğini bize net olarak gösteriyor. Okullarda yaşananlar sadece şiddet vakası olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Böylesine bir trajedinin yeniden yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirilmesinin, gençliğin geleceksizleştirilmesinin, okulların ise bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.  Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanmıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor! Can alıyor, hayat karartıyor! Buradan soruyoruz:En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir. Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.” Sendika başkanları Ramazan ve Deniz Oğuz sözlerine devam ederek; “Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Biz diyoruz ki: * Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. *Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. * Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. * Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. 60 bin okulumuza 60 bin güvenlik görevlisinin hazineye maliyeti  yüzde 1.50’dir  * Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. * Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. * Bilimsel olmayan çağdışı yaklaşımlar yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Gelin, ARTIK YETER diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları, yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimi şiddetin değil, yaşamın, kamusal, bilimsel, laik ve cinsiyet eşitlikçi eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.  Bizler  buradayız! Susmayacağız! Alışmayacağız! Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz! Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz !” ifadelerini paylaştılar….
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullardaki silahlı katliamlarla birlikte Eğitim-Sen ve Eğitim-İş ülke genelinde iş bırakma ve oturma eylemlerine başladı

Ahmet ÜNSAL/Manisa

Bir öğrencinin Şanlıurfa’da okula silah gelip onlarca öğretmen, öğrenci,polisi hedef alan saldırıyla başlayan ertesi günde Kahraman Maraş’ta yine bir başka öğrenci babasına ait silahlarla okula girip saldırıda bulunarak öğretmen, öğrenci olmak üzere 9 kişinin yaşamına son vermesiyle ülkedeki sendikalar iki gün boyunca iş bırakma ve  Milli Eğitim Bakanlığı, illerde Milli Eğitim Müdürlükleri,İlçe Müdürlükleri önlerinde oturma eylemleri başlattı.
    Manisa’da Eğitim-Sen, Eğitim-İş öncülüğünde iki gün boyunca iş bırakma eylemi ile başlayan tepki eylemlerini Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ardından da oturma eylemi gerçekleştirdi.
“Artık Yeter ! Bıçak Kemikte” başlığı altındaki basın açıklamasını Eğitim Sen adına Mehmet Ramazan, Eğitim iş adına Aziz Deniz Oğuz’a okudu.
   Siyasi Partilerin, sendikaların temsilcilerin yanı sıra çok sayıda öğretmenin katılım sağladığı Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki oturma eylemi boyunca öğretmenler ellerindeki Dövizlerle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifa davet etti.
   Eylemin sürdüğü anlarda Milli Eğitim Müdürlüğündeki diğer personel ise ofislerinden pencerelere çıkarak alkışlarla destek verdi. Vatandaşlarında destek verdiği eylemde çocuklarda öğretmen anneleriyle birlikte eylemde idi.
   Eğitim Sen adına Mehmet Ramazan, Eğitim iş adına Aziz Deniz Oğuz, yaptıkları açıklamada;

 “Artık yeter! bıçak kemikte!
14 Nisan’da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yaşanan saldırının ardından dünde Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık ortaokulunda  hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırı da 8 öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti yaralı sayısı ise 13.  Önceki gün yaşanan saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, 10 öğrenci 4 öğretmen, 1 polis memuru ve 1 kantin görevlisinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştı. Bahsettiğimiz şey yalnızca bir rakamdan ibaret değil. Her biri ayrı birer dünya olan ömürlerinin henüz ilk baharında   karartılmış hayatlardan bahsediyoruz. 15 yaşında bir çocuk okula 5 tabanca 7 şarjör ile geliyor öğretmenini ve arkadaşlarını öldürüyorsa burada eğitim sistemini ve eğitim politikalarını sorgulamak ve tüm bunların sorumlularının gereğini yapması gerekir.
Tüm bu yaşananlar sorunun ne kadar kronik olduğunu ve eğitim alanının ne hale getirildiğini bize net olarak gösteriyor. Okullarda yaşananlar sadece şiddet vakası olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Böylesine bir trajedinin yeniden yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirilmesinin, gençliğin geleceksizleştirilmesinin, okulların ise bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. 
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanmıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor! Can alıyor, hayat karartıyor!
Buradan soruyoruz:En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.
Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.”

Sendika başkanları Ramazan ve Deniz Oğuz sözlerine devam ederek;
“Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Biz diyoruz ki:
* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
*Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.
* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. 60 bin okulumuza 60 bin güvenlik görevlisinin hazineye maliyeti  yüzde 1.50’dir 
* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.
* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.
* Bilimsel olmayan çağdışı yaklaşımlar yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.
Gelin, ARTIK YETER diyelim!
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!
Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları, yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimi şiddetin değil, yaşamın, kamusal, bilimsel, laik ve cinsiyet eşitlikçi eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. 
Bizler  buradayız!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz !” ifadelerini paylaştılar….

Manisa HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izmir35haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.