GAZETECİLER FATİH ERGİN VE YİĞİT UZUN TARİKAT VE CEMAAT OPERASYONLARINI MASAYA YATIRDI
GAZETECİLER FATİH ERGİN VE YİĞİT UZUN TARİKAT VE CEMAAT OPERASYONLARINI MASAYA YATIRDI
Gazeteci Yiğit Uzun’un hazırlayıp sunduğu “Mesele Ne?” programının konuğu gazeteci-yazar Fatih Ergin oldu. Programda Türkiye gündemindeki Süleymancılar yapılanmasına yönelik operasyon ile Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul çevresindeki son gelişmeler ele alındı.
Gazeteci Yiğit Uzun’un hazırlayıp sunduğu “Mesele Ne?” programının konuğu gazeteci-yazar Fatih Ergin oldu. Programda Türkiye gündemindeki Süleymancılar yapılanmasına yönelik operasyon ile Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul çevresindeki son gelişmeler ele alındı.
Gazeteci-yazar Fatih Ergin, Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonları değerlendirdi: “15 Temmuz’dan gerekli ders çıkarılmadı”
Gazeteci Yiğit Uzun’un hazırlayıp sunduğu “Mesele Ne?” programının konuğu gazeteci-yazar Fatih Ergin oldu. Programda Türkiye gündemindeki Süleymancılar yapılanmasına yönelik operasyon ile Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul çevresindeki son gelişmeler ele alındı.
Yaklaşık bir saat süren programda cemaatlerin siyaset ve devletle ilişkileri, Süleymancılar içerisindeki güç mücadelesi, FETÖ ile ilişkilere yönelik iddialar, Ekrem İmamoğlu ve muhalefet partileriyle ilgili tartışmalar, Furkan Vakfı’na yönelik operasyonlar ve tarikat-cemaat yapılanmalarına ilişkin devlet politikası konuşuldu.
“SÜLEYMANCILAR TASFİYE EDİLMİYOR”
Süleymancılara yönelik operasyonu değerlendiren Fatih Ergin, operasyonun yapının bütünüyle tasfiye edilmesi anlamına gelmediğini savundu.
Ergin, cemaatin faaliyetlerini sürdürmesini beklediğini belirterek, eski AK Parti milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un ilerleyen süreçte cemaat yönetiminde daha etkili bir konuma gelebileceğini ileri sürdü.
Operasyonun siyasi bir yönünün bulunduğunu da söyleyen Ergin, Süleymancıların uzun süredir iktidarla mesafeli bir ilişki içerisinde olduğunu ifade etti. Ancak operasyonun yalnızca siyasi muhalefet üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Ergin, soruşturmalardaki mali suç ve örgütlü yapı iddialarının ayrıca incelenmesi gerektiğini kaydetti.
FETÖ İLE İLİŞKİ İDDİALARI GÜNDEME GELDİ
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de Süleymancılar ile FETÖ arasında geçmişte kurulduğu iddia edilen ilişkiler oldu.
Fatih Ergin, özellikle 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından iki yapı arasında temasların arttığını öne sürdü. FETÖ’nün devlet içerisinden tasfiye edilmesinin ardından oluşan alanın farklı cemaatler tarafından doldurulduğunu savunan Ergin, bazı eski FETÖ mensuplarının da farklı dini yapılara dahil olarak kendilerini gizlemeye çalıştıklarını iddia etti.
Ergin, Alihan Kuriş’in bazı eski kamu görevlileri ve FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen isimlerle görüşmeler yaptığına ilişkin bilgiler bulunduğunu da dile getirerek, söz konusu temasların soruşturmanın önemli başlıklarından biri olması gerektiğini söyledi.
Ergin, “Doğmakta olan yeni bir FETÖ varsa bunun ortaya çıkarılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
ARİF AHMET DENİZOLGUN’UN ÖLÜMÜ
Programda eski Süleymancılar lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin tartışmalar da gündeme geldi.
Denizolgun’un mezarının yeniden otopsi yapılması amacıyla açılmasının hatırlatılması üzerine Ergin, ölümle ilgili kesin bir hüküm vermenin mümkün olmadığını ancak olayın koşullarının soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.
Ergin, Denizolgun’un hayatını kaybettiği döneme ilişkin bazı ayrıntıların yeniden incelenmesi gerektiğini savunarak, ölümün doğal olmadığı yönündeki iddiaların ciddi biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.
“500 BİN CİVARINDA BLOK OYU YÖNLENDİREBİLECEKLERİ İDDİA EDİLİYOR”
Süleymancıların Türkiye’deki toplumsal ve siyasi etkisinin de konuşulduğu programda Ergin, yapının Türkiye’nin en eski ve en örgütlü dini yapılanmalarından biri olduğunu söyledi.
Kesin bir mensup sayısı vermenin mümkün olmadığını belirten Ergin, cemaatin yaklaşık 500 bin kişilik bir seçmen kitlesini yönlendirebildiği yönünde güçlü iddialar bulunduğunu ifade etti.
Yiğit Uzun ise programda daha önce sosyal medya hesabından yayımladığı bir belge üzerinden, cemaat içerisindeki kişilerin siyasi tercihlerinin takip edildiğine yönelik kendisine ulaşan bir kişinin anlatımını aktardı. Uzun, söz konusu kişinin desteklenmesi istenen adaya oy vermeyeceğini açıklamasının ardından cemaat çevresinden dışlandığını söylediğini belirtti.
SÜLEYMANCILARIN SİYASETLE İLİŞKİSİ
Fatih Ergin, Süleymancıların diğer birçok dini yapıdan farklı olarak uzun yıllar tek bir siyasi partiyle kalıcı ittifak kurmadığını söyledi.
Ergin’e göre cemaat, dönemsel şartlara göre farklı siyasi partileri destekledi. ANAP, Demokrat Parti, MHP ve İYİ Parti’nin farklı dönemlerde desteklendiğini hatırlatan Ergin, son yıllarda ise yönetici kadronun genel olarak iktidara karşı muhalefet cephesinde yer aldığını ifade etti.
EKREM İMAMOĞLU VE İBB İDDİALARI
Programda Ekrem İmamoğlu’nun geçmişte Süleymancılara ait öğrenci yurtlarında kaldığına ilişkin iddialar da konuşuldu.
Fatih Ergin, yalnızca geçmişte bir Süleymancı yurdunda bulunmuş olmanın herhangi bir örgütsel bağlantının kanıtı sayılamayacağını vurguladı. Türkiye’de geçmiş yıllarda çok sayıda ailenin çocuklarını yaz aylarında dini eğitim amacıyla bu yurtlara gönderdiğini hatırlatan Ergin, somut delil olmadan İmamoğlu’nun cemaatle illegal bir ilişki içerisinde bulunduğunu öne sürmenin doğru olmayacağını söyledi.
Bununla birlikte programda, Süleymancıların seçim dönemlerinde İmamoğlu’na destek verdiği ve bunun karşılığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bazı imar ve ruhsat kolaylıkları sağlandığı yönündeki iddialar da gündeme getirildi.
Ergin, böyle bir ilişkinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin delillerle ortaya konulması gerektiğini belirterek, olması halinde bunun yanlış bir siyasi ilişki biçimi olacağını ifade etti.
“TARİKAT VE CEMAATLER STK DEĞİLDİR”
Programın ilerleyen bölümünde tartışma, Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin hukuki ve toplumsal konumuna odaklandı.
Fatih Ergin, tarikat ve cemaatlerin sıradan sivil toplum kuruluşları olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Bu yapıların siyaset, ticaret ve kamu kurumlarıyla kurdukları ilişkilerin denetlenmesi gerektiğini savunan Ergin, devletin din hizmetleri konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı merkezli bir politika yürütmesi gerektiğini söyledi.
Ergin ayrıca tarikat ve cemaatlerin Cumhuriyet ve Atatürk’e yönelik olumsuz yaklaşımlarının bulunduğunu savunarak, devletin bu yapıların ideolojik etkilerine karşı toplumun bilinçlendirilmesine yönelik daha kapsamlı bir politika geliştirmesi gerektiğini belirtti.
“İNSANLAR BU YAPILARA SADECE DİNİ NEDENLERLE GİRMİYOR”
Yiğit Uzun’un cemaatlerin insanlara sunduğu aidiyet, güvenlik ve dayanışma duygusuna dikkat çekmesi üzerine tartışmanın sosyolojik boyutu da ele alındı.
Uzun, insanların bir topluluğa dahil olduklarında kendilerini daha güvende hissedebildiklerini; cemaatlerin kendi mensupları arasında ticaret, iş ilişkileri ve sosyal dayanışma ağları kurduklarını hatırlattı.
Fatih Ergin de cemaatlerin yalnızca dini ihtiyaçları değil, sosyal statü ve aidiyet ihtiyacını da karşıladığını kabul etti. Ergin’e göre iş, ticaret, siyaset ve bürokrasi alanlarında oluşturulan geniş ilişkiler ağı, kişilerin bu yapılara dahil olmasını ve daha sonra yapıdan kopmasını zorlaştıran başlıca unsurlardan biri.
FURKAN VAKFI OPERASYONU DA MASAYA YATIRILDI
Programın ikinci ana bölümünde Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul’a yönelik operasyonlar konuşuldu.
Fatih Ergin, Furkan Vakfı’nın daha önce de 2018 ve 2021 yıllarında operasyonlarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı. Son operasyonun zamanlamasında, Süleymancılara yönelik operasyona verilen desteğin etkili olmuş olabileceğini ileri sürdü.
Ergin, Alparslan Kuytul’un mevcut siyasi sisteme ilişkin görüşleri ve şeriata dayalı bir yönetim talebi nedeniyle Furkan Vakfı’nın diğer cemaatlerden daha açık bir siyasi hedef ortaya koyduğunu savundu.
Vakfın özellikle öğrenci evleri üzerinden geniş bir yapılanmaya sahip olduğunu ifade eden Ergin, yapının giderek dini bir topluluktan “lider merkezli marjinal bir siyasi harekete” dönüştüğünü öne sürdü.
İŞ İNSANININ KAÇIRILMASI VE GASP İDDİALARI
Yiğit Uzun programda, 2021 yılında Adana’da bir iş insanının kaçırıldığı, darbedildiği, kendisine zorla senet imzalatıldığı ve bazı mal varlıklarını devretmeye zorlandığı yönündeki bir müşteki ifadesinden bölümler aktardı.
Uzun, müştekinin olayların arkasında Alparslan Kuytul ve çevresindeki bazı kişilerin bulunduğunu iddia ettiğini belirtti.
Fatih Ergin ise bu iddiaların soruşturmada organize suç yapılanması çerçevesinde ele alındığını ifade etti. Bununla birlikte soruşturmadaki suçlamaların yargı sürecinde delillerle ortaya konulması gerektiğinin altı çizildi.
“15 TEMMUZ’DAN GEREKLİ DERS ÇIKARILMADI”
Programın sonunda Fatih Ergin, Türkiye’nin tarikat ve cemaat politikalarının köklü biçimde yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
15 Temmuz darbe girişiminin dini yapılanmaların devlet içerisindeki örgütlenmesine ilişkin önemli bir ders olduğunu söyleyen Ergin, buna rağmen sonrasında “iyi cemaat-kötü cemaat” ayrımının sürdürüldüğünü ifade etti.
Ergin, siyasetin cemaatlerle oy ve çıkar ilişkisi kurmasının bu yapıları toplum nezdinde meşrulaştırdığını belirterek şunları söyledi:
“Devlet yanlısı ya da muhalif tarikat ayrımı yapılmamalı. Siyaset bu yapılarla oy ilişkisine girdiği zaman onları toplum nezdinde meşrulaştırıyor. Tarikat ve cemaatler meselesinin bütünlüklü bir devlet politikasıyla ele alınması gerekiyor.”
Program, Yiğit Uzun’un “Güç yozlaştırır, mutlak güç muhakkak yozlaştırır” sözleri ve Fatih Ergin’e teşekkürleriyle sona erdi.
“MESELE NE?” HAKKINDA
Gazeteci Yiğit Uzun’un hazırlayıp sunduğu “Mesele Ne?”, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gündemindeki tartışmalı başlıkları gazeteciler, uzmanlar ve konuklarla birlikte ele alan söyleşi programıdır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


