Manisa’da hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Manisa’da hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Manisa İl Temsilciliği tarafından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı olaylara tepki gösterdi. Hatuniye Camii İmam Hatibi Hayrettin Çoban, Cuma namazı sonrası hayatını kaybeden öğrenmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Ardından basın açıklaması yapıldı.
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Manisa İl Temsilciliği tarafından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı olaylara tepki gösterdi. Hatuniye Camii İmam Hatibi Hayrettin Çoban, Cuma namazı sonrası hayatını kaybeden öğrenmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Ardından basın açıklaması yapıldı.
Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Ahmet Yasav, “Siverek'te yaşanan şiddetin şokunu henüz atlatamamışken, Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden öğretmenimiz ve öğrencilerimizin acısı yüreğimize bir kez daha kor ateş düşürmüştür. Öğrencilerimizi, eğitimcilerimizi ve eğitim kurumlarımızı hedef alan menfur saldırıları lanetliyoruz. Saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağolsun. Öğretmene şiddet görüntüsüyle başladı, arkasından çok daha büyük bir plan çıktı. Şer odakları, dijital ortamda tuzağa çektiği çocuklarımızı, oyunlar ve sapkın inançlarla, arkadaş ve öğretmen katili haline getiriyor. İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, hepimize çok daha büyük sorumluluklar yüklüyor. Gün suçlu arama günü değil, aklıselimle düşünüp milletçe yaşadığımız bu kötü günleri atlattıktan sonra, ortaya sivil toplum, üniversiteler ve devletimizin bütün birimlerinin katkısıyla kalıcı çözüm üretecek bir eylem planı koyma günüdür. Karşı karşıya kaldığımız problem, işi bilen bilmeyen herkesin bir çırpıda söylediği tespit ve önerilerle çözülecek kadar basit bir problem değildir.
Çok yönlü ve uzun soluklu bir çalışma gerekmektedir. İnsanlığa, milletine, ailesine faydalı olsun diye gece gündüz demeden çalışıp emek harcadığımız çocuklar, sanal dünyaya sızmış dijital terör tarafından öğretmenlerine, arkadaşlarına eğitim kurumlarına yönelen bir saldırgana dönüştürülmektedir. Eğitim çalışanları olarak dijital dünyada çocuklarımızı hedef alan kirli oyunların farkındayız. Dijital terörün karşısında çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız. Bu şiddet sarmalı bir milli güvenlik meselesi olarak görülmeli ve nesillerin geleceği için milli bir seferberlik başlatılmalıdır. Başta ilgili kamu kurumları olmak üzere eğitimin tüm paydaşlarının katılımıyla çocuklarımıza, gençlerimize, ailelerimize ve kurumlarımıza yönelik saldırılara karşı kapsamlı bir acil eylem planı hazırlanarak ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okul baskını olarak ortaya çıkan bu menfur saldırılar, kurumlarımızın fiziki ve dijital güvenlik alanındaki açıklarını acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Dijital mecralar üzerinden yürütülen istismar, tehdit ve akran zorbalığına karşı kurumlarımız ve toplumun tüm kesimleri sorumluluk almalıdır. Sanal ortamın çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan tehdit ve tehlikelerine karşı TBMM'de görüşülen düzenlemeler bir an önce yasaya dönüştürülmelidir. Hiyerarşik ve ötekileştirici yapılar üreten dijital platformların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde araştırılmalı; "oyun" adı altındaki bu sinsi platformlarla etkin mücadele yürütülmelidir. Dijital oyunlar zorunlu içerik denetiminden geçirilmeli; "Çocuklar İçin Uygundur" sertifikası bulunmayan oyunların satışı ve erişimi engellenmelidir. Okul polisi uygulaması zorunlu hale getirilmelidir. Aileler, çocuklarının dijital ortam kullanımını daha yakından takip etme konusunda bilinçlendirilmelidir. Öğrenci disiplin yönetmeliği, değişen şartlar ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Her okula rehber öğretmen normu verilmeli ve mevcut normlar artırılmalıdır. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir. İlgili kurumların çocuklara yönelik suçlar konusunda ihtisaslaşması sağlanmalıdır.
Zorunlu eğitim süresinden, geç kaldığımız dijital terörle mücadeleye, öğretmenin toplumda yıpranan saygınlığı ve rehberlik hizmetlerinden disiplin yönetmeliğine, okullarda eğitimli profesyonel güvenlik personelinden mesai saatlerinin düzenlenmesine kadar geniş bir alanı uzmanlarıyla çalışmak ve sisteme dönüştürmek gerekmektedir. Uzun vadede çalışacağımız bu görevimizden önce bugün okullarımıza sahip çıkmaya, insanlığın düşmanı şer odaklarının sergiledikleri kirli oyunlara karşı dik durmaya ihtiyaç vardır. Devletimizin bütün birimleriyle hızlı reaksiyon verdiği, binlerce dijital bataklığa erişimin engellendiği, zehirlenip zombiye dönüşen suç ortaklarının bir bir enselendiği, bizim de toplumsal duyarlılık oluşsun, gerekli önlemler alınsın diye tepkiyi yükselttiğimiz iki günlük muhasebeden sonra dipdiri görevimizin başında olacağız” dedi.
Yasav, “Bugün yaşanan bu elim olayları kaosa dönüştürmek için her türlü provokasyonu yapanların; okullarımızda sapkın akımları nasıl desteklediklerini, din ve maneviyat adına ne varsa nasıl karşı çıktıklarını, değerlerimize nasıl düşmanlık ettiklerini çok iyi biliyoruz. Sözde tepkilerine, içine düştükleri çelişkilerle baktığımızda maskelerinin arkasındaki kirli yüzü görmüyor değiliz. Artık bu sapkınlara tahammül edeceğimiz günler geride kaldı. Mecliste on beş yaş altına sosyal medya kullanımına sınır getiren düzenlemeye karşı çıkıp; Bir ay önce “Okullar karakol değildir, eğitim polis nezaretinde sürdürülemez.” Deyip, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş meydanında ise “Bakanlığın önünde polis var, okulların önünde yok. Neden okulların güvenliği sağlanmıyor?” diyerek, sorumsuzluğun dibini görenlerin gerçek yüzlerini milletimize anlatacağız. Yeniden başlıyoruz.
Ayağa kalkıyor ve sahip çıkıyoruz. Tıpkı gezi olaylarında, 15 Temmuz gecesinde yaptığımız gibi. Başlıyoruz, bir milyon yüz bin üyemizle buradayız. Bunun bir vatan savunması olduğunun farkındayız. Yeniden öğretmenin öğretmen, velinin veli, öğrencinin öğrenci olduğu günlere kavuşmaktan, taşları yerli yerine oturtmaktan başka çaremiz yoktur. İlk ayeti “Oku” olan kutsal kitabımızdan, “İlim Çinde de olsa, gidip alınız” diyen peygamber efendimizden ve “Bana bir harf öğretene kırk köle olurum” diyen Hz. Ali’nin öğretilerinden uzaklaşan bir nesli, Maarif Modelimizle tekrar kendi özüne döndürmek, onlara “Halkı yaşat ki, devlet yaşasın” anlayışıyla cihan devleti olan bir neslin torunları olarak, bizler için ne kadar kıymetli olduklarını hissettirmeliyiz.
Bu arada yıllar yılı yazıp söylediklerimizi görmeyen, duymayan, CİMER’i kapatmayıp öğretmenini korumayan, veliyi şımartıp öğretmenin başına çıkaran, veli şikayeti ile öğretmenini süren, cezalandıran, okulları proje çöplüğüne döndürüp ders yapılamaz hale getiren, her gün sudan sebeplerle öğretmeni sınıftan alıp toplantı salonlarına yığan, öğrenci merkezli eğitim deyip öğrenciyi şımartanlara; sitemimiz, itirazımız, isyanımız da devam edecek. Umarım bu sefer derdimizi anlatabiliriz. Eğitim-Bir-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz. Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir. Bu nedenlerle ortak tavır almayı vatani bir görev, ahlaki bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.
Manisa HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


